Geçenlerde enteresan bi tartışmaya denk geldim FriendFeed'de. Erkek insanı bi kişi, tatlı bi hatun fotoğrafı koymuş ve "aşık oldum" tarzı bir yazı yazmış (tatlı hatundu. ben de aşık oldum, kapıştık birbirimize girdik feed sahibiyle. şaka lan, iki tıka bakar yenisini bulmak ne tartışcaz). Neyse buraya kadar normal, hatunu beğenen erkekler, beğenmeyen hatunlar falan... Tamam beğenmezsin de, bok da atma şimdi güzelim kıza. 'Fotoşoplu'ymuş o resim. Valla mı lan, gözümüzden kaçmış bizim sağolasın. Öküz gibi bakıyomuş mesela. Hiç de öküz gibi bakmıyodu, doğal bi tatlılığı vardı. Yok efendim makyajlıymış nasıl doğal dermişiz. Benim doğal anlayışım bıyıklı kadınlardan ibaret değil, o bakımdan hatun gayet doğaldı.
İş iyice abardı, hatun kişiler 'ben daha güzelim' tribine girdi (yoo o kız daha güzeldi, çatlayın). Erkekler hep böyle kadınları seviyolarmış. Bunun bissürü gerekçesi vardır, mal gibi, amaçsız amaçsız böyle beklentiler içerisine girmiyoruz heralde.
Arkadaş, bi kere olayın fantastik bi boyutu var, hayali bi şey bu (bknz: akşama malzeme çıkması). Ulaşamadığına tapacaksın ki bi anlamı olsun, sahip olduktan sonra anlamı kalmıyor ki (herşey için geçerli bu. peşinden koşup da elde ettiğinizde siklemediğiniz insancıkları düşünün). Mesela ben kendimi zaman zaman çeşitli ünlü hatun kişilerle hayal ederim, güzeldir tavsiye ederim (tekrar bknz: akşama malzeme çıkması). Ayrıca hatunların 'Brad Pitt e aşık olma' hakkı var da, erkeklerin neden yok lan? Rica ediyorum kendinizi Megan Fox'la kıyaslamayın, üzülürsünüz. Gereksiz gereksiz 'benim neyim eksik, ben de güzelim ki' tribine girmeyin. Ben kendimi Brad Pitt'le karşılaştırıyo muyum? Adam her gece Angelina Jolie ile oynaşıyo lan bi kere, şartlar eşit değil! (anasını sattığımın dünyası...)
Sonra bi de temeline inmek lazım mevzunun. Fotoşopla parlatılmış, cerrahlarca modifiye edilmiş hatunlarla büyüdük lan biz. Naughty America'nın, Bang Bros'un çocuklarıyız (mecaz anlamda dedim, başka yere çekme bozuşuruz) dostum biz! Yeşilçam'ın erotik filmleriyle büyümedik ki senin baban gibi. Beklentilerimiz doğa üstü olmaya alıştı bi kere, suç bizim mi? Ya da babam 70-80 model Penthouse'larını bana verdi de ben mi bakmadım? Hayret bişey...
Demem o ki; madem bi tez atıyorsunuz ortaya, azcık düşünüp atın da çürütmesi dakikalar almasın. Olayı derinlemesine düşünün, empati yapın. Hiç olmadı karşı tarafın duygu ve düşüncelerini öğrenmeye çalışın (Aferin lan, bak buraya kadar geldiğine göre iyi bi başlangıç yapmışsın)
Bilmeyen hatunlar için: akşama malzeme çıkması
Teomansa, tükürür!
Teoman tükürmemiş lan bizim arkadaşa. Şaştım kaldım!
bizim bi' dişi arkadaş (00:50):
*teoman insanın yan komsusu olmayıversin..
doktorceykıl (00:50):
*olmasın tabi, gökdelenden baka, kafana tükürür haberin olmaz:Ç
bizim bi' dişi arkadaş (00:50):
*yok yok
*bahceli ev
bizim bi' dişi arkadaş (00:51):
*tİripleks
doktorceykıl (00:51):
*balkonu yokmu ?
*terastan tükürür o zaman
*teoman bu belli olmaz :Ş
bizim bi' dişi arkadaş (00:51):
*yan bahce..
*ancak sıcarsa keci boklarnı atar bahceye o kadr
doktorceykıl (00:51):
*sen şimdi diosn ki, teoman 2m ileri tüküremez ?
doktorceykıl (00:52):
*hahah! diyorum bende sana :Ş
bizim bi' dişi arkadaş (00:53):
*tukurur..insan deil o
doktorceykıl (00:53):
*adam ol o zaman :Ş uzak dur teoamandan :Ş
bizim bi' dişi arkadaş (00:54):
*hahah :D:D tamm
*:D
doktorceykıl (00:54):
*o zaman sorun yok, madem adam oldun gidebilirsin :Ç
bizim bi' dişi arkadaş (00:55):
*pekii (A)
doktorceykıl (00:55):
*o zaman defol :Ç sonra şeyederiz :Ş
bizim bi' dişi arkadaş (00:56):
*tamm sora seyedilim =)
doktorceykıl (00:57):
*:D bay bay o zaman :Ş bay bay hepinisss
bizim bi' dişi arkadaş (00:57):
*heheheeh :D:D
*tavla oynuorum da
*o yuzden cok kastım :D:D
doktorceykıl (00:57):
*sorun deil, koltuk altı yapmasınlar da tek problem o
doktorceykıl (00:58):
*koltuk altı yaparlarsa, ilk koltukaltı olan arkadaşım olacaksın ki bu benim için intihar sebebidir
*zemin katın üstünden intihar ederim kendimi suç senin olur karşmam :Ç
bizim bi' dişi arkadaş (00:59):
*hahahahaa ha :D:D
* zemn kattan :D:D
doktorceykıl (00:59):
*gülme lan :Ş yukarı doğru
*daha zor o
bizim bi' dişi arkadaş (00:59):
*komk geldii :D
doktorceykıl (01:00):
*bak hala gülüyo :Ş
bizim bi' dişi arkadaş (01:00):
*komk amaaaaaa
doktorceykıl (01:00):
*gülme laaaaaaaaaaahhhhhhhhhhn!
*bak o kadatr harf bastım, tek ünlem koydum. otur da düşün 2 dkk :Ş
bizim bi' dişi arkadaş (01:01):
*evet tek unlem canımı yaktı..
doktorceykıl (01:01):
*iki noktadan daha anlamlı o, haberin olsn
bizim bi' dişi arkadaş (01:02):
*farkettm.. (ısrarcıyım)
doktorceykıl (01:02):
*aferin adam ol (s2mde deil :Ç)
bizim bi' dişi arkadaş (01:02):
*hiiiiiiiii :-O
*cok ayıp
doktorceykıl (01:05):
*deil işte:Ş
Kendimi dikizledim, CH de ayna tuttu...
İkinci defa kendimi dikizledim. İlk seferinden farkı; bu kez Cihan Kaloğlu'nun aynayı tutan kişi olması.
- Fırsatlar üzerine…
Karşına çıkan küçük fırsatların kaçının hakkını verebildin hiç sorabildin mi kendine? Ruhunu okşayan o saniyeleri elinden kaçırmadan kaç kez sarabildin?Sonrasında ah keşke demediğin kaç fırsat var ellerinde? Geceleri sarılıp sarılıp uyuduğun kaç mutluluk var?
Ailemle ilgili olan hemen her fırsatı değerlendirdim. Annemle gecenin 4ünde denize de girdim, babamla pavyona da gittim, kardeşimle arabaya atlayıp piyasa da yaptım. Onlarla yakınlaşmak, ilişkimizde limit olmadığını ifade etmek namına çoğu insanın ayıp, kötü, tu kaka diye nitelendirdiği şeylerin hepsini yaptım. Hatun kişiyle erkek insanı arkadaş olamaz denilmesine rağmen, kardeş bellediğim kız arkadaşlarım da oldu, hala da varlar. Şöyle bir baktığım zaman, onlar için yaptığım ufak şeyler bugün sorgusuz sualsiz her daim sığınabileceğim limanları inşaa etmiş. Elbette göremediğim, kaçırdığım fırsatlar da olmuştur, ki değerlendirdiğim tüm fırsatlar ailem ve aileden sayabileceğim kişilerle sınırlı olduğuna göre, evet kaçırdığım fırsatlar olmuş.
- Zorluklar üzerine…
Susup düşünmek mi zor, konuşup saçmalamak mı? Gidip de dönmemek mi zor, kalıp da yol gözlemek mi? Sorgulamak mı zor, yoksa kayıtsız kabullenmek mi? Giden mi terkeden aslında, yoksa kalan mı?
Susup düşünmek her zaman daha zor bence. Geçen 1 senelik zaman içerisinde düşünecek o kadar çok vaktim oldu ki. Anti-sosyal bi kişiliğe büründüm sonuç olarak. Konuşup saçmalayanlardan tiksindim.
Olaya kendi açımdan bakacağım için, gidip de dönmemek zor. Geride kalanı, eğer orda olsaydım herşeyin daha farklı olabileceği ihtimalini düşünmek gerçekten çok zor. Kalıp da yol gözleyen içinde zordur muhtemelen. Cevap verirken kendi açımdan bakmadım mı ben olaya ? :)
Benim olayımda kalan terkeden oldu. Hatta terkettiği için kaldı da, ben geldim Eskişehir'e. Terketmeseydi gitmezdim, böylelikle bu soru hakkında zerre fikrim olmazdı, mutlu olurdum yani.
- Özeleştiri üzerine…
”Özeleştiri” kağıt kesiği gibi can yakabilir bazen… Mazeret üretmeden bitirebildiğin var mı?
Özeleştirinin can yakabilmesi için, kişinin geçmiş zamanda yaptığı şeyi şimdiki zamanda yalanlaması, haksız görmesi lazım. Anca o zaman can yakar. Geçmişte yaptığım ve haksız olduğumu düşündüğüm şeyler var elbette. Ama hiç biri canımı yakmadı. O hatalar, yıllarca birlikte yaşadığım anne ve babamdan aldığım, önüne geçemediğim, çok da üzerinde düşünmediğim özelliklerimin ürünü. İnat, gurur vb. şeyler...
- Fırsatlar üzerine…
Karşına çıkan küçük fırsatların kaçının hakkını verebildin hiç sorabildin mi kendine? Ruhunu okşayan o saniyeleri elinden kaçırmadan kaç kez sarabildin?Sonrasında ah keşke demediğin kaç fırsat var ellerinde? Geceleri sarılıp sarılıp uyuduğun kaç mutluluk var?
Ailemle ilgili olan hemen her fırsatı değerlendirdim. Annemle gecenin 4ünde denize de girdim, babamla pavyona da gittim, kardeşimle arabaya atlayıp piyasa da yaptım. Onlarla yakınlaşmak, ilişkimizde limit olmadığını ifade etmek namına çoğu insanın ayıp, kötü, tu kaka diye nitelendirdiği şeylerin hepsini yaptım. Hatun kişiyle erkek insanı arkadaş olamaz denilmesine rağmen, kardeş bellediğim kız arkadaşlarım da oldu, hala da varlar. Şöyle bir baktığım zaman, onlar için yaptığım ufak şeyler bugün sorgusuz sualsiz her daim sığınabileceğim limanları inşaa etmiş. Elbette göremediğim, kaçırdığım fırsatlar da olmuştur, ki değerlendirdiğim tüm fırsatlar ailem ve aileden sayabileceğim kişilerle sınırlı olduğuna göre, evet kaçırdığım fırsatlar olmuş.
- Zorluklar üzerine…
Susup düşünmek mi zor, konuşup saçmalamak mı? Gidip de dönmemek mi zor, kalıp da yol gözlemek mi? Sorgulamak mı zor, yoksa kayıtsız kabullenmek mi? Giden mi terkeden aslında, yoksa kalan mı?
Susup düşünmek her zaman daha zor bence. Geçen 1 senelik zaman içerisinde düşünecek o kadar çok vaktim oldu ki. Anti-sosyal bi kişiliğe büründüm sonuç olarak. Konuşup saçmalayanlardan tiksindim.
Olaya kendi açımdan bakacağım için, gidip de dönmemek zor. Geride kalanı, eğer orda olsaydım herşeyin daha farklı olabileceği ihtimalini düşünmek gerçekten çok zor. Kalıp da yol gözleyen içinde zordur muhtemelen. Cevap verirken kendi açımdan bakmadım mı ben olaya ? :)
Benim olayımda kalan terkeden oldu. Hatta terkettiği için kaldı da, ben geldim Eskişehir'e. Terketmeseydi gitmezdim, böylelikle bu soru hakkında zerre fikrim olmazdı, mutlu olurdum yani.
- Özeleştiri üzerine…
”Özeleştiri” kağıt kesiği gibi can yakabilir bazen… Mazeret üretmeden bitirebildiğin var mı?
Özeleştirinin can yakabilmesi için, kişinin geçmiş zamanda yaptığı şeyi şimdiki zamanda yalanlaması, haksız görmesi lazım. Anca o zaman can yakar. Geçmişte yaptığım ve haksız olduğumu düşündüğüm şeyler var elbette. Ama hiç biri canımı yakmadı. O hatalar, yıllarca birlikte yaşadığım anne ve babamdan aldığım, önüne geçemediğim, çok da üzerinde düşünmediğim özelliklerimin ürünü. İnat, gurur vb. şeyler...
Kahve falı. Bakabilir misiniz?
Kahve falı bakabilir misiniz? Ben bakabiliyorum :)
нaѕтa la νicтoяia ѕiємρяє!! || яє- loadєd || (01:35):
*olm sen kahve falı bakıonmu
*fotosunu cekıp atıcam
doktorceykıl (01:35):
*kaynak kodunu yolla yorumliyim ahuahua
' нaѕтa la νicтoяia ѕiємρяє!! || яє- loadєd || (01:36):
*hahaahssh siktr :D
İliğime kadar sömürdün lan!
Ulan nisan-mayıs gibi iletişimi kesmişim. Sırf kendini ayrılığın kazanan tarafı olarak ilan etmek için mi dürtüyosun beni? Hatun kişiler bloglarında hep bu davranışın erkeğe mahsus olduğundan falan bahsetmişler, o zaman ne iş bu? 2 gün boyunca kendi kendime sinirlenip durdum zaten, rezil bi 2 gün geçirdim. Sonra kurtuldum o ruh halinden (etkisinin 2 gün sürmesi garibime gitti). Dün gece çağrı atmış telefona, gece tam 1:30'da (niye gece geliyorum lan hep bu kızın aklına?). Tasarım editliyordum, görünce dondum kaldım. "Ne iş?" diye düşünmeye başladım. Of lan! Bıktım arkadaş bıktım. Kuyruğunu kovalayan köpek hızında dönüp duruyoruz. Hani artık o döngünün herhangi bi noktasındayken 1 tam tur için geçecek tam zamanı söyleyebilecek hale geldim. Kendimce tüm iletişim imkanını sıfırladım. Facebooktan sildim, msnlerden sildim. Blogumu zaten bilmiyor, yani telefonu kullanmadığım sürece iletişime geçemem. Ki aramıyorum etmiyorum da. Daha ne yapayım? 6 yıllık telefon numaramı mı değiştireyim? Onun için? Ha-ha! Bi daha mesaj attığında "kimsin?" diye cevap vericem. Umarım yeterli olur.
Hayır, ağzım yandı zaten kaç defa. Bulaşmıyorum artık karı kız mevzularına. Gezip tozmuyorum da. Okulda umrumda değil, işimi yapayım paramı kazanayım derdindeyim. Maddi kaynaklı zilyon çeşit problemle boğuşurken bi de çöpe atılan 2 senemin artıklarıyla mı uğraşıcam? İliğime kadar emdin lan, sömürdün sömürdün... Git artık git, BSG!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

