İtirafım var Hakim Bey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İtirafım var Hakim Bey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türlü türlü şeyler neler neler..



Uzun zamandır yazmıyorum. Bunun sebebi de hayatımın iki satır yazı dahi yazamayacak kadar sikko ve monoton olması. Sikko çünkü, yaptığım şeyler yemek ve uyumak gibi temel ihtiyaçlarımı karşılamaktan ibaret. Monoton çünkü, sürekli bunları yapıyorum.

3 sene önce ayrıldım İzmir'den ve bu süreç boyunca yaşantım gün geçtikçe artan bir ivmeyle basitleşti. Louie'nin bir bölümünde şöyle bir teori atıyordu ortaya Louis C.K. "Her sene, bir önceki senenin sadece %10'u kadar güzel". Dün birlikte olduğun hatun, geçen sene ki yavrudan %90 daha çirkin. Geçen hafta yediğin pizzadan, bir önceki seneye göre %90 daha az zevk aldın. Haftaya gideceğin konserde, geçen sene gittiğin konserden %90 daha az eğleneceksin. Örnekleri götümden salladım ama ana fikri anlamışsındır. Artan ivme derken bundan bahsediyordum işte.

Asosyalliğin apayrı bir seviyesine ulaştım. Asosyalin sadece önde flama taşıyanı değil, ayrıca takip eden 3-5 kişiyi de sırtlayanı oldum. Öyle ki, günler boyu gördüğüm tek insanın, bir üst sokaktaki süpermarkette çalışan kasiyerin olduğu oluyor. Ki bu da zorunluluk, sigara içmesem o kasiyeri bile belki 3-4 gün boyunca görmeyeceğim. İnsanlarla bu denli yakın ilişkide olunca, tahammül aralığım da hayli daraldı doğal olarak. Gezeyim tozayım, oturup muhabbet edeyim bilmemne şeklinde şeyler isteklerim dahilinde olmadığı için, bırak tanıştığım yeni insanları, mevcut olanlara da "mal lan bu", "sol taşşağı küçük", "memeleri şaşı", "espiri anlayışı sıfır" tarzında etiketler yapıştırıp iletişimimi kestim. Evet, eskiden çok yakın olduğum kişilerin doğumgünlerini bile kutlamadığım doğrudur (bu olay başka bir yazının konusu gerçi).

Sonuç itibariyle de götüm gibi bir hayat yaşayan, götüm gibi bir insanevladı oldum çıktım. Amaçsız, anlamsız ve de yalnız... Yalnız olmaktan şikayetçi değilim, yanlış anlaşılmasın. Birileriyle konuşayım dediğim çok nadir oluyor ki o zamanlarda da ulaşabileceğim insanlar var nihayetinde. Acıtasyon yapmıyorum yani. Fakat düzenli olarak birileriyle görüşmemek, kişiyi evden dışarı çıkmak zorunda bırakan bir düzen içerisinde olmamak (okul, iş, dernek, kahve.. ne sikimse) bütün bu sikik olayları körüklüyor. Nasıl olsa kimse görmeyecek diye temizlik yapmıyorsun, giyimine dikkat etmiyorsun, traş olmuyorsun, kendi kokuna dayanamayacak hale gelene kadar duş bile almıyorsun. İmkanlar dahilinde olabileceğin en ilkel yaşam formu olarak devam ediyorsun yola.. İlluminati gibi mevzulara "vay amınakoyim ya.. ben önümdeki 3 güne dair plan yapamazken elin adamı... ...helal olsun..." şeklinde tepkiler verebiliyorsun (ki aynı tepkiyi fethullah mevzusuna da vermiştim). Kafan farklı şekilde çalışmaya başlıyor yani. Yada tamamen duruyor da, sen bunu çalışma tarzında değişiklik olarak yorumluyorsun.

Aileme okulu bıraktığıma dair basın demeci verdikten sonra olaylar epey boka sardı. Öngörülebilen tek sonuç olduğu için çok da şaşırmıyor insan tabi. Ama ruh halinin daha da sikilmesini engellemiyor tabi bu durum.

Neyse ki, olaylar yoluna girmeye başlıyor gibi yavaş yavaş. Önümüzdeki hafta İzmir'e dönüyorum. Geçen yaz staj kıvamında çalıştığım (alaylı programcı için staj anlamsız gelebilir) yerde çalışmaya başlıyorum. Vergi rekortmeni olabileceğim kadar bir maaş almasam da, özerkleşerek iç işlerimde bağımsız dış işlerimde bağımlı bir yaşantı sürebileceğimi düşünüyorum. Düzenli bir yaşantının benim gibi bir dallamayı dahi adam edebileceğini geçen yaz kanıtlamıştım. Tabi 2 ay diyet yapıp kilo verdikten sonra bir daha kilo almayacağını varsayarak önüne geleni yiyen teyzeler gibi davrandığım için, geçen yaz kazandığım adamlık vasfından bir sik kalmadı geriye şuan. Yeniden başlayacağız bakalım..

Kim bilir, belki henüz çok geç değildir.

15 dakikadır başlık bulayım diye uğraşıyorum, ama bi türlü bulamadım

Bu sabah Facebook'ta birinin motosikletli resimlerini gördüm. Lisenin ilk iki senesindeki motosiklet takıntım geldi aklıma "hey gidi günler heeeeeaaaaooyyyyğğhhh" dedim. Tabi ikinci heey böyle brutal değildi. Gayet normal bi hey'di. Sonra içim kıpır kıpır oldu eski günleri yaadettim ya. Bi bakayım kaç milyar olmuş şu aletler dedim. Bi baktım. Epey bi milyar olmuşlar. Neyse, sonra motordelisi hesabım geldi aklıma, bi gireyim dedim.

Girince yapılacak ilk şey, eski mesajların kontrolü oldu tabi. Arattım mesajlarımı, başladım teker teker okumaya. Sene 2006, 16 yaşındayım daha. 17 olayım da A2 sınıfı ehliyet alayım, sonra da baba parasıyla bi motor alır gazlar dururum diye yanıp tutuşuyorum. Gözüme uyku girmiyor. Günde ortalama 6-7 saat o forumda o motor senin, bu kaza haberi benim geziniyorum falan (düzenli bir okuyucuysan, çok feci şeylere zemin hazırlamakta olduğumu farketmişsindir. ha bi de umarım düzenli okuyucusundur. gerçi düzenli okuyucu olmaman da güzel bişey, yenisin demektir. ki severim yeni okuyucuları. konuyu sikip atan bu uzun içsesten sonra muhtemelen bloga bir daha girmeyeceksin ama olsun, her zaman benim o 'kıymetli yeni okuyucum' olarak kalacaksın.). İşte o zamanki mesajlarımın içerikleri o kadar yavşak, o kadar iticiymiş ki resmen 16 yaşındaki benin ağzını burnunu kırasım geldi.

"Öğreneyim" yerine "ööreneim" yazmalar mı dersin, havada uçuşan w'lar mı dersin, 3 karakterde bir gülücük koymalar mı dersin.. Yok yokmuş lan bende! Vay amımakoyayım. Resmen üzerinde "topunuzun amına korum" yazan bi tabelayla Kadifekale'de geziyormuşum. Şuan Facebook'tan, MSN'den sildiğim ne kadar ortaokul/lise arkadaşım varsa hık demiş burunlarından düşmüşüm (olur ya, onlardan biriysen sakın ha kişisel algılama :) haha, siktir algıla tabi kişisel. kişisel olmaz mı hiç? sen kalk yaraq kûréQ karakterler kullan ondan sonra "kişisel algılamiyim ben" de. yok öyle! yüzsüze bak ya..).

Ya... Ya.. İşte böyle bir hayal kırıklığıyla başladım ben güzelim pazar gününe. Gerçi diğer güzelim pazar günlerinden pek de bir farkı yoktu ama, insanın yine de morali bozuluyor. Bundan 5-10 sene sonra "aa üniversite yıllarımda doktorceykıl olarak tuttuğum bi blog vardı, du bi bakayım. yuh! ne kadar da terbiyesizmişim ben, tövbe estafurullah. kusura bakma hayatım, kendimi kaybettim bi an. ama çok sinirlendim napiyim, baksana şu yazılara! cık cık cıkkk... yada dur bakma sakın." falan dersem nolacak lan? Vay arkadaş, zaman ne kadar kalleş bi kavrammış böyle.

İtirafım var Hakim Bey #7

  • Küçükken, motocrossçu herifleri izleyip izleyip, apartmanın arkasındaki kömür tozu yığınının üzerinden küçük bisikletimle atlamaya çalışırdım. Sonuç hep aynı; yüksek kontrastlı bir ben ve sinirli bir anne. Nası atlıyodu şerefsizler, ben niye atlayamıyodum lan! Onlar da düşüp düşüp dayak yiyo muydu acaba?
  • Bi gün birisi çıkıpta yazılarımdan birine "ben bunu tvde xyz programında izlemiştim. arakçı ibne!" diyecek ve ben onun ağzını burnunu kırıcam diye çok korkuyorum. Lan 2 senedir tv izlemiyorum ben, televizyonum yok!  İnsanlık halidir, olabilir, aynı şeyleri düşünebiliriz. Formülü gizli tutulan bi "Ceykıl özütü" yok ki sonuçta.
  • Üreticiler, götüme uygun pantolon üretmekte zorlanır hale gelmişler. Geçen, evin önünde protesto yapıyolardı. "Ceykıl kaç, tazı tut" oynuyolardı, tazı hep tutuyodu. Kırmayayım dedim, yarın spor salonuna gitmeye başlıycam.
  • Msn halkı yavaş yavaş alışıyor adetlerime. Daha şimdiden 3-4 çakal, sadece alkol alırken durumumu uygun yaptığımı çözmüş. O değil de, neden içip içip alkolik olup olmadığımı sınamaya uğraşıyorum lan ben? Ayıkken niye aklıma gelmiyor bu tarz şeyler? Ayıkken anca film izliyim amk...
  • Tüm içeriği "bugün okula gittim. hoca şöyle dedi. sonra tenefüse çıktık" gibi 4-5 cümle ile gününü anlattığı postlardan oluşan sikko blogları hiç sevmiyorum. İnsanların yaşadıkları enteresan olayları okumak gerçekten eğlendiriyor beni fakat sürekli aynı şeyleri yapan insanların, sürekli aynı şeyleri yazmaları beni hayata küstürüyor. Hatta tarih vererek, gün gün hayatını yazan bi eleman var ki.. of of..
  • İnsanların sıradan geçen günlerini, sürekli anlatmasından tiksinmemi sağlayan şey ise bi hatun. "Naptın bugün" gibi klişe bir sohbet başlatma sorusuna, sabah 9 dan o anki saate kadar her türlü detayını vererek, hatta 1 saattir berabersek, son 1 saatini dahi anlatarak cevap veren bi hatun. Haklıyım yani, siz de böyle bir işkenceye maruz kalsaydınız siz de tiksinirdiniz bu tip şeylerden. Kendimi çok pis psikoanaliz ederim, acımam ;)

İtirafım var Hakim Bey #6

  • Sırf adını köpek koymak için bi köpek alasım var. Daha önce de kedi isimli bi kedim vardı. Şuan ki kedimin adı da Peluş mesela (soldaki hayvan). Böyle bi takıntım var işte.
  • Geçenlerde çiroz bi hatun gelip tehdit etti beni. Saat akşam 10, o karı da üst komşummuş. Hani şu sevişgenler vardı ya, hah onlardan biri işte. "Sinir hastalığım var benim, şuan da çok sinirliyim mesela" dedi, "sinirini alalım anam" diyemedim, kara kuru bişeydi. Zabıtayla, polisle gelmek istemiyormuş eve, yüksek basslı müzikler dinliyormuşum. "Bu saatte polis çağırsan gülerler" dedim, daha çok sinirlendi gibi oldu. Heykelcilik okuyormuş, uykusuz kalınca orasını burasını kesebilirmiş, bunu istermiş miyim falan. Sinirli ayakları işlemeyince duygu sömürüsü yaptı, baktı o da olmadı istatistik bilimine başvurdu. "Biz insanların %90ı gece yatar, gündüz çalışırız" dedi. "Geri kalan %10 da benim gibilerden oluşuyor" dedim. Kızdı. Çıktı gitti sonra, enteresan.
  • Boşa kürek çektiğimi farkettiğim zaman, her türlü şeyde hevesim kaçıyor. İyi bişey mi, kötü bişey mi anlayamadım henüz. Çok kürek çekiyorum be okurcan.
  • Misafir insana şehir nasıl gezdirilir bilmiyorum. Daha doğrusu nerelere götürülmesi gerekilir onu bilmiyorum. Ben dışarıya çıktığı zaman her zamanki 3-4 mekandan birine gidip, sızana kadar içen, sonra bişeyler yiyip eve gelip sızan bi insanım. Nerden bileyim nerelerde neskafe içilir, tavla oynanır, bilmem ne... Menüsünde "Alkollü içecekler" başlığı olmayan bi yere gitmem ki ben. Bayramda annemler gelicek, 2 gece evde rakı sofrası kursak, 2 gece dışarı çıkmak lazım. Nereye götüreyim şimdi ben onları? Rock bara mı götüreyim, gece kulübüne mi? Off off...
  • 2-3 gün önce farkettim ki, ben baya baya İngilizce biliyomuşum lan. Sevindim valla. Altyazısız film izleyecek kadar olmuşum yani. Ama o İngilizlerin kemçük ağızlarını kırmak istiyorum. Adam gibi İngilizce konuşun lan!

İtirafım var Hakim Bey #5

  • Bazı şeylerin gerçekten çocukların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edilmesi gerekiyor harbiden. Mesela okumayı yeni öğrendiğim aralar bi lavabo aça raslasaydım tıkalı burnumda falan deneyebilirdim. 
  • Tıkalı burun demişken, hasta oldum. Herşey ısıtmaya üşendiğim biber dolması ile başladı. Bademciklerimi şişirdi alçak dolma. Bundan mütevellit diyorum ki "ev yemekleri sağlığa zararlıdır". Az önce xtreme menü söyledim kfcden.
  • Dün akşam 3-5 bölüm Naruto izledim (aslında 25 bölüm). Lan niye bizim ülkemizde pokemondur, dijimondur yok beybladedir salak salak şeyler yayınlanıyo da böyle güzel animeler yayınlanmıyo? Japon çizgi filmlerden soğuttular lan küçüklüğümüzde! Gerçi bi kaç senedir cnbc-e'de avatar var, ama olsun cnbc-e alışılmış türk kanalları gibi değil zaten. Bi death note, ne biliyim bi gungrave niye yayınlamıyorsunuz lan ey kanald, atv, show ve star gibi popüler kanallar? Bu arada animefreak.tv'deki naruto türkçe altyazıları tam bir felaket. ne çeviri çeviri, ne de videoyla senkron. Yapamıyacağınız şeyi yapmayın arkadaşım! Bi de yazmışlar "çeviri: hedehödö, zamanlama:bıdıbıdı" diye. Kime küfrettiğimizi bilelim dimi..
  • Türkçe de ne enteresan dil yahu? Mesela vişne suyu, vişnenin suyu anlamına gelirken; çamaşır suyu neden çamaşırın suyu anlamına gelmiyor? Veya kokoreççi kokoreç satan anlamındayken; sübyancı neden sübyan satan anlamında değil? Akıl sır erdiremiyorum.
  • Gereksiz şeyleri atmama gibi bi huyum var. Sigara kutuları, şarap şişeleri, pizza kutuları vs. vs. Gerçi pizza kutularını atıyorum artık. Çoğu üniversiteli gibi benim de bira şişesi koleksiyonu yapma gibi bi hayalim vardı. Odayı dolaşacaktım şişelerle falan. Ama o 20 kuruşluk depozito beni baştan çıkarttı, hedefe giden yoldan alıkoydu beni. Akşam 6-7 bira içersem, ertesi gün 3 yumurta 1 ekmek alıp kahvaltı yapıyorum artık.
  • Şu GDO mevzusuna kafam takıldı. Bir sürü "GDO'ya HAYIR!" yazıları, tartışmaları, imza toplama siteleri falan filan açıldı ya hani? Hah işte onlara takıldı kafam. Meğer alkol kullanmayan, sigara içmeyen, saksıda domates yetiştirip hormondan uzak duran, zilyon çeşit kanserojen madde barındıran paketlenmiş gıdaya elini sürmemiş, mikrodalga fırında ısıtılmış gıdaları tüketmeyen ne kadar çok insan varmış şu ülkede. Teknoloji teknoloji diye bağırırken kimsenin aklına "yapaylaşıyoruz lan" diye bi düşünce düşmedi mi acaba? Kullandıkları çoğu şeyin bünyeye zararlı olduğunu, yaşam süresini kısalttığını bilmiyorlar mı? Tey tey tey...

İtirafım var Hakim Bey #4

  • 4 sene önce uzatmalı kankimden (oku lan bunu!) yediğim yeşil clipperdan sonra clipper manyağı oldum. Yiyebildiğimi yiyor, yiyemediğimi parası neyse satın alıyorum. İyi güzel de, bi de kaybetmesem on numara olacak.
  • Az önce, alemin en karanlık php dosyalarını tek çırpıda kapattım blog. Önüme çuvalla para serdiler ve benden tek istedikleri blog mlog unutup işime bakmamdı. Ama ben seni seçtim be blog. Ahh blog ahhh... Ne güzel adın var senin... (hönk!)
  • Keyif için içmeyi öğretin bi ara bana. Unuttum, çok oldu içip de "disco disco good good" demeyeli. Sürekli bi melankoliklik, bi "bana kaderimin bi oyunu mu bu" tripleri. Halbuki oyun moyun da yok ha ortalıkta. "Acı en güzel mezedir" tezimi doğruluyor sanırım bu durum. Du bunu Pezeveng'e yazayım ben bi ara.
  • Farid Farjad diye bi adam var. Keman virtüözü oluyor kendisi. Çok pratik müzikleri var, teknolojiyi yakalamış. Ürünlerine "dinle-öl" diyoruz biz. Biz derken, ben yani.
  • Bir yanım "Rusça öğren da da da" diyor, öbür yanım "İspanyolca daha iyi sinyorum ceykılım" diyor. Parantez içi ise (ulan sen daha İngilizce cümle kurmakta zorlanıyorsun mal) diyor. Napacağımı bilemedim. Rusları da seviyorum, Latinleri de. Soğuğu da seviyorum, sıcağı da. Ama sanki Meksika'ya gidip böyle derme çatma bi kulübe alsam, ağzımda sigaram bi hamakta takılsam tüm gün, yanımda bi kasa Mariachi olsa falan daha iyi olurmuş gibi geliyor. Napayım ey ahali?
  • Hiç trene binmedim lan ben. Bi ara deneyeyim diyorum ama uzun sürecek diye vazcayıyorum. Otobüs benim gibi adam için çok rahatsız, küçük. Trenle ise çok uzun sürüyor Eskişehir - İzmir arası. Böyle bir ikilem içerisindeyim. (Gün gelecek bu tarz sorunlarım mim olacak, herkes blogunda Ceykılın derdine derman arayacak nıhahaha)
İzmir'e gidicem birazdan. Hazırlık mazırlık, o yüzden kısa kesiyorum bu sefer. Sıradaki yazı daha bi dolu olacak, telafi edicem (umarım). Ha bu arada bununla birlikte 40 yazım ve toplamda 30 takipçim var. Düz sayı olunca mutlu oluyor insan (10 kişi birden takip listemden çekilirse üzülürüm tabi o ayrı)

İtirafım var Hakim Bey #3

  • Hani filmlerde olur ya; kötü adam tam ateş edecekken eline koluna vururlar da başka yere ateş eder? Hah işte ne malum onun öyle olduğu? Bence, kötü adam blöf yapıyor fakat eleman kahraman olucam diye koluna vurunca yanlışlıkla ateş ediyor. Herşey iyi adamın, egosu yüzünden yani.
  • Okulun 3. haftası ve hala yeni bir insana selam vermişliğim yok. Bi ara bi kaç kişiyle tanışsam fena olmayacak hani.
  • Geçenlerde, bi Hitler keşfettim ki dillere destan. Hayatımda gördüğüm en çekici Hitler. (Dillere destan derken ?! ahahah)
  • Hitler demişken Rammstein geldi aklıma. Pussy'ye çektiği klibi gördünüz mü? Ne görmediniz mi? Normaldir. Youtube'da, Dailymotion'da falan göremezsiniz zaten :) Buradan izleyebilirsiniz, yalnız çok pornografik olmuş söyleyeyim. Erotik demedim bak, pornografik dedim ;)
  • Gece 1de kapıyı çalıp "müziğin sesini keser misin, saat kaç?" diyen üst komşumun, dün gece 2 de inleye inleye sevişmiş olması güzel bir koz. Eminim kapısını çalıp "kıza söyle, üstteyken kafana yastık bastırsın" dersem, ödeşmiş oluruz .
  • Leverage diye bi dizi var. Ocean's serisi kıvamında bir dizi. Güzel bişey de, bu tarz filmler/diziler beni benden alıyor yauv. Böyle bi dolandırıcı olma, bi milletin gözlerinin içine bakarak taşak geçme isteği doğuruyor. Tabi bu istek, üzerinde battaniyeyle kanepeye uzanmış olmanın verdiği mayışıklıkla rüyaya dönüşüyor. Sonra? Sonrası okul mokul işte ne olacak. GTA oynadığı için araba çalan kaç kişi var ki şu dünyada zaten...
  • Bilgisayara format attıktan sonra, msn plus yüklemeye üşendim. Tam 1 aydır hiç bir msn konuşmamın kaydı tutulmuyor. Geriliyorum lan! Mesela çok güzel geyikler vardı, onları tekrar okumak istiyorum okuyamıyorum. Ama mouseumu kaldırıp da msn plus da yüklemiyorum (düşündüğünden de malım dimi?).
  • 1,5 ay sonra ilk defa bulaşıkları yıkadım. Mutfak artık lağım gibi kokmuyor. Bazen düşünüyorum da; şu bulaşıkları vaktinde yıkasam da, tabaklarımı çöpe atmak zorunda kalmasam mı? Daha ekonomik olur sanki?

İtirafım var Hakim Bey #2

  • Burnumu eksen kabul ederek, yüzümün sağında ve solunda sivilce çıkınca mutlu olacak derecede simetri hastasıyımdır. Aksi takdirde aynaya dahi bakmam.
  • Otobüste sevgilisiyle "o gece çok eğlendim aşkooom" şeklinde her türlü detayı vererek konuşan kızlardan nefret ediyorum. Geçen hafta sırf piçlik olsun diye kendi telefonumu çaldırıp dayadım kulağıma, "yoldayım güzelim. sonra konuşalım. ya kızım otobüstekiler yediğimiz her haltı öğrenmek zorunda mı? tamam tamam, hadi öptüm ararım ben seni" dedim. Hatun tip tip baktı, bişey demedi. Aldı mesajı ama.
  • Dinlenme tesislerinde tuvalete para vermekten nefret ediyorum. Kula'daki Su Dinlenme Tesislerindeki tuvalet, 25 kuruş zam yaparaktan 1 TLye ulaşmış. Hayır, zaten fiş kesmiyorsun vergi kaçırıyorsun, daha neyine zam yapıyorsun pezevenk? İçerisi hala döl kokuyor, ne iş?
  • "Burası İstanbul" reklamına tav oluyorum (İstanbullular için; tav olmak hoşlanmak manasında değil). Ne demek lan bu? "Mavi'nin kotlarını sadece İstanbullular giyebilir. Gerisi giymesin" mesajı veriyorlar millete. TV'm olmamasına seviniyorum bazen.
  • "Godoş" çok güzel bi kelime lan. Hiç de pezevenk anlamına geliyormuş gibi bi tavrı yok. Söylemesi çok güzel, şirin; godoşş, gooodoooşşşşş :)
  • Blogumu okuyan kesim, zengin kesim biliyo musun? Gerçi muhtemelen sen de öylesin. Adamların ekran çözünürlükleri genelde 1440x900 ve üzerinde lan hep. Paypal donate butonu falan mı koysam sağa sola napsam. Onlardan alıp, ayda yılda bir gelen 1024x768 çözünürlüklü fakir ziyaretçilerime veririm, oh mis.
  • FriendFeed'de Sertab Erener'i engelleyip, bunu "Sertab Erener'e posta koymak" olarak nitelendirdim ve mutlu oldum. Takip eden birisi ffextra.com u önersin de, kimler engellemiş görsün ahahah (evet, malım biraz).
  • Küfürlü bir bloga sahip olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? Arama motorlarından gelen tiplerin alayının porno site aradığını, siteye girdikten 3sn sonra çıktıklarını bilmek. Ahhh ahhh...
  • Her yazıyı bi kategoriye uyduramadığım için yeni bi "kategorisiz" kategorisi açtım. Adı ne olsun diye düşünürken, yıllardır çarkıfeleğin değişmeyen zımbırtısı geldi aklıma; "bcdyzi, ktgrsz". Çok beğenmiştim, nitekim bugün o Z harfinin 2kere tekrar ettiğini farkettim. Mantık hatası oldu, allah belamı vermesin benim. Çok sinirime dokunuyor, ama değiştirmiyecem.

İtirafım var Hakim Bey #1

  • Su şişesini kafama dikerim. Aynısını bi başkası yaptığı zaman "lan insanlara su veriyoruz o şişeden terbiyesiz! ne adamsın ya..." diyerek aşağılarım, hüzünlenmesini sağlarım.
  • Şargoz denen karışımdan nefret ederim. Şarabı şarap olarak, gazozu gazoz olarak içerim. O ne lan öyle paşa çayı gibi?
  • "Yalançı" kelimesini hiç sevmem. "YalanÇıııııı :p ehi ehi" diyerek kendini şirin göstermeye çalışan kızlardan da nefret ederim, zınk diye soğurum.
  • Yıllardır bütün msn konuşmalarımın kayıtlarını tutarım. "hacı ne demiştin demin? esc ye basmıştım tam" diyenin ağzına sıçarım sanki herkes log tutmak zorundaymış gibi.
  • En büyük korkum, sevgilimin blogumu keşfetmesi ve içimdeki bu naif beyefendiyi öğrenmesidir. Sırf bu yüzden sevgili yapmam.
  • Tam bir vakit planlama uzmanıyımdır. Faturalar hep son ödeme tarihinde yatırılır, bulaşık tabak yemek yeme ihtiyacı hissedilince yıkanır, teslim edilecek iş son gün yapılır...
  • Yeni tanıştığım insanlarla hiç bişey konuşamam, asla diyalog başlatamam. Uzun bi kaynaşma evresinden sonra enseye tokata göte parmak kıvamına gelirim.
  • İnsanların kıyafetlerine hiç dikkat etmem. Söz konusu kıyafet olduğu zaman en basit farkındalık testini bile geçemem.
  • En güzel kız, konuşamayacak derecede sarhoş olan kızdır. Yürüyemez, düşünemez, konuşamaz. Hesabı kakalayabilirsin, sesini çıkarmaz, ayılınca hatırlamaz.
  • Toplu taşıma araçlarından nefret ederim. Aynı zamanda trafiğin yoğun olmasından da nefret ederim. Benden başka kimsenin arabası olmamalı bence.
  • Çok acımasız eleştiririm. Yaptığım eleştiri insani dozajlardaysa anla ki sana asılıyorumdur, asılacağımdır yada "belki asılabilirim" diye düşünerek cepte tutuyorumdur.
 
twitter da kullanıyorum