Öğleden sonra kayıt yenileme tantanasının son ayağı olan "seçilen derslerin danışmana onaylatılması"nı halletmek için okula gittim. Geçen dönem başında gerek benim üşengeçliğim, gerek danışmanımın dallamalığı dolayısıyla gereksiz atraksiyonlar yaşamıştım. Benzerleri tekrarlanmasın diye, sorumluluk sahibi bir birey olaraktan danışmanın kapısına dayandım.
"Bekleyin 5 dakikaya gelicem" dedi. İyi güzel, bekledik. Biz beklerken başka öğrenciler gelmeye başladı. 15 dakika sonra falan geldi danışman, geçti odasına. Dünyanın hemen her yerinde geçerli olan "ilk gelen alır" prensibi dolayısıyla ilk ben girdim odaya. Kafamdaki düşünce "adımı soyadımı söyliyeceğim, o da panelden onaylıyacak" şeklinde saf ve net olduğu için de kapıyı kapatma gereksinimi duymadım. Zira planlandığı şekilde giderse 45-70 saniye aralığında işimi halletmiş ve güle oynaya evimin yoluna koyulmuş olacaktım.
Dakka bir gol bir; "sen geçen dönem de geç gelmiştin kayda di mi?".. "Evet hocam". Sonra bir kitledi bana, yok efendim herkesin bir planı programı varmış da, o kayıtları dün tamamlamış.. Vay efendim ben ne kadar sorumsuz bir bireymişim, toplum benim gibilerden oluştuğu sürece hep aksarmış. Ulan yarrak kafalı, bana ne senin planından programından? 27-30 eylül arası dersleri onaylatabileceğim tarih aralığı değil mi? Bugün ayın 30u değil mi? Geldiğimde saat 14 küsurat değil miydi? Ee daha ne konuşuyosun sikko? Ben pazartesiden gidecekmişim de, ona soracakmışım "hocam ne zaman müsaitsiniz, ben ona göre geleyim derslerimi onaylatayım" diye. Yok daha neler. 4 günlük onaylatma süresinde 1 gün çalış 3 gün yat.. Amcığa bak.
"Bir öğrenci dersleriyle ne kadar ilgiliyse, bu tarz konularla da o kadar ilgili oluyor. Okumayacaksan uğraştırma bizi" dedi. Sana ne lan? Ben bu üniversiteyi kazanmışım, harcımı da ödüyorum. Karşılığında da bana demişler ki "olm bak 8 dönemlik okulu 10-12 döneme kadar uzatabilirsin. yalnız dikkat et 2 sene üst üste 2.0 ın altına düşürme ortalamanı..". Ben bu hakkımı ister peşin peşin kullanırım, ister bozdurur bozdurur jeton niyetine basarım kıçına taksit taksit.
Mezun olalı 5 sene olmuş olmamış, hala birilerinin kıçını yalıyosun.. Sonra kalkıp her fırsatta öğrenciye kayıyosun. Sikerim böyle işi. Önümüzdeki 2 hafta her derse gidip, dersime giren insani hocalardan biriyle değiştiricem danışmanımı. İlerde ciddi bi işimiz düşse, içimizde patlıyacak amınakoyim.
BSG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BSG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bu aralar pek başlık yazasım yok
Az önce barkodu olan bir arkadaşım olduğunu farkettim. Yani arkadaş değil de, tanıdık diyelim (utandığım için kıvırmıyorum. yani utanıyorum da kıvırmıyorum, ilkokuldan bi kız işte). İsmini de her hakkı saklı olduğu için paylaşamıyorum ne yazık ki. O yüzden sadece bu görselle idare ediverin.
Bir aralar, enseye barkod dövmesi çok modaydı. O zaman da çok garipsemiştim, şuan bu arkadaşı da garipsiyorum. İnsan niye etiketler lan kendini? Evet, eğer mantıklı bir düşüncesi, teorisi olup da paylaşmayan varsa çok üzer beni. Çok merak ediyorum.
Bu arkadaş, görmüş olduğunuz üzere Gazi Üniversitesi'nde kimya mühendisliği okuyor. Göremediğiniz üzere de, aynı zamanda açık öğretim işletme okuyor. Öğretim seviyesi epey yüksek yani. Böylelerini görünce, hali hazırda fazla inancım kalmamış olan eğitim sistemine daha çok küfrediyorum. Hele bi de o eğitim sisteminin ürünlerini kriter baz alan kişi ve kurumlara daha da çok küfrediyorum.
Neyse, sikeyim..
Bir aralar, enseye barkod dövmesi çok modaydı. O zaman da çok garipsemiştim, şuan bu arkadaşı da garipsiyorum. İnsan niye etiketler lan kendini? Evet, eğer mantıklı bir düşüncesi, teorisi olup da paylaşmayan varsa çok üzer beni. Çok merak ediyorum.
Bu arkadaş, görmüş olduğunuz üzere Gazi Üniversitesi'nde kimya mühendisliği okuyor. Göremediğiniz üzere de, aynı zamanda açık öğretim işletme okuyor. Öğretim seviyesi epey yüksek yani. Böylelerini görünce, hali hazırda fazla inancım kalmamış olan eğitim sistemine daha çok küfrediyorum. Hele bi de o eğitim sisteminin ürünlerini kriter baz alan kişi ve kurumlara daha da çok küfrediyorum.
Neyse, sikeyim..
Bu sevgi dolu cumartesi gününde, sinirlerimi bozabilecek, günümü zehir edebilecek en ekstrem olay gerçekleşti. Evdeki yarım kilodan fazla tütünün küflendiğini farkettim. Farkettiğim an, ne denli küfürler ettiğimi anlatamam. Küfrettim de noldu peki? Gittim paşa paşa 1 paket Viceroy aldım. 1 paket sigaraya 4.5 lira verdiğim için daha çok küfrettim.
Halbuki daha 1 ay oldu olmadı tütünler geleli. Şimdi arayıp söyleyemem de "baba, tütünün yarısından fazlası küflenmiş, attım demin" diye. Burada tütün bulamadığım için (sattırmıyorlar amcalara), evdekiler yolluyor belli periyotlarla. Eli mahkum bayılacam hergün bir pakete...
Acaba çeşitli alternatifler mi üretsem? Veyahut bıraksam? Pek bırakma taraftarı da değilim hani. Eh sikeyim ya.. Epey de alışmıştım hani takır takır sarıp, pöfür pöfür içmeye. O değil de, ne zaman küflendi ki bunlar? İçmiş miyimdir acaba bu mucizevi karışımdan? Amınakoyim.
// Bade süzerekten gelen edit:
Hasta da oldum. Çok iyi oldu, çok da güzel iyi oldu.
Halbuki daha 1 ay oldu olmadı tütünler geleli. Şimdi arayıp söyleyemem de "baba, tütünün yarısından fazlası küflenmiş, attım demin" diye. Burada tütün bulamadığım için (sattırmıyorlar amcalara), evdekiler yolluyor belli periyotlarla. Eli mahkum bayılacam hergün bir pakete...
Acaba çeşitli alternatifler mi üretsem? Veyahut bıraksam? Pek bırakma taraftarı da değilim hani. Eh sikeyim ya.. Epey de alışmıştım hani takır takır sarıp, pöfür pöfür içmeye. O değil de, ne zaman küflendi ki bunlar? İçmiş miyimdir acaba bu mucizevi karışımdan? Amınakoyim.
// Bade süzerekten gelen edit:
Hasta da oldum. Çok iyi oldu, çok da güzel iyi oldu.
Kreativ Blogger Ödülü ...
... Türk blog camiasında 100 blogdan 95'ine verilmiş olan ödül. Çok kreativiz.
neskafe sponsorluğunda "i can't get no sleep" günleri devam ediyor
Eskiden gecem ile gündüzüm yer değiştirirdi. Sabah 4e 5e kadar oturur, öğlen 1e 2ye kadar uyurdum. Hayli de memnundum halimdem. Nitekim bir süredir (bugün 4. gün dönümü) uyuyamıyorum. Uykum geliyor, hem de deli gibi geliyor. Fakat bir türlü o uyku haline geçemiyorum. Yattığım yerden herşeyi duyabiliyorum, dolayısıyla ister istemez kafamda bir sürü düşünceyi tetikliyorlar. Vee tataaaaaa; uykum kaçıyor. Ee amına koyayım ben böyle farkındalık durumunun arkadaş!
Sebebini de anlayamadım bir türlü. O sesler her zaman vardı, ben her zaman duyuyordum o sesleri.. Ama engelleyebiliyordum heralde düşünce silsilesini. Yada ne bileyim, daha kısa sürede geliyordu uykum. Ulan bir insan 20~ saat uykusuzluğun üzerine nihayet yatağına yattıktan tam 45 dakika sonra uyanır mı hiç? Yarım saat ile iki saat arası periyotlardan oluşan bir şekilde toplamda 4-5 saat uyuyabiliyorum. Bu uyku bir kaç parttan oluştuğu için de bi sikime yaramıyor tabi. Gün boyu bir mayışıklık, isteksizlik, halsizlik alıyor bünyeyi.
Üç vakte kadar hasta olacakmışım gibi bir his var içimde. Zira şimdiden ateşim yükseldi gibi, kulaklarım neyin yanıyor. Yani ateşim yükselmedi de, hani yanakların falan yanıyor gibi hissedersin de halbuki bi sikim olduğu yoktur ya, işte o naneden oldu.
Sebebini de anlayamadım bir türlü. O sesler her zaman vardı, ben her zaman duyuyordum o sesleri.. Ama engelleyebiliyordum heralde düşünce silsilesini. Yada ne bileyim, daha kısa sürede geliyordu uykum. Ulan bir insan 20~ saat uykusuzluğun üzerine nihayet yatağına yattıktan tam 45 dakika sonra uyanır mı hiç? Yarım saat ile iki saat arası periyotlardan oluşan bir şekilde toplamda 4-5 saat uyuyabiliyorum. Bu uyku bir kaç parttan oluştuğu için de bi sikime yaramıyor tabi. Gün boyu bir mayışıklık, isteksizlik, halsizlik alıyor bünyeyi.
Üç vakte kadar hasta olacakmışım gibi bir his var içimde. Zira şimdiden ateşim yükseldi gibi, kulaklarım neyin yanıyor. Yani ateşim yükselmedi de, hani yanakların falan yanıyor gibi hissedersin de halbuki bi sikim olduğu yoktur ya, işte o naneden oldu.
Errrr, ear rape!
Sahip olduğumuz özelliklerin büyük kısmı malesef "basic plan"de bulunmuyor. Çoğu yeteneğimizi sonradan geliştiriyoruz. Hatta hiç yeteneğimiz olmadığı halde başarabildiğimiz, yoktan var edebildiğimiz şeyler de var. Ama "müzik kulağı" bunlardan birisi değil malesef. Yetenek yoksa olmuyor, öncelikle bunun farkına varılması lazım.Buraya kadar tamamız. Peki niye yazdım ben bunu? Az önce Daft Punk'ın Technologic'inin mash-uplarını kurcalıyordum Youtube'da, malesef duymamam gereken şeyler duydum. Hatunun biri (DJ by_BursaLee kıvamında birisi), Rihanna'nın bir şarkısı ile karıştırmış Technologic'i. Lanet olsun, olamaz böyle bir rezalet. İlk verdiğim tepki "kulakları yok mu lan bu karının?!" oldu. Aslında bu 3. tepkim falandı. İlk ikisi hardcore küfürlerden oluşuyordu. Şimdi sizi bu rezaletle baş başa bırakıyorum, içinizde eline "Virtual DJ" geçirip de "ou ye dicey olcam hohoho" diyen varsa hemen vazgeçsin diye. Ya da vazgeçmesin (vazgeçmesi kendi yararına), en azından halka açık yerlerde paylaşmasın ki insanlık yararına birşeyler yapmış olsun.
müzikçi ağbilerim, ablalarım...
Sean Paul'un Feel Alright'ındaki "dııt!dındın, dıt!dındın" beatini ilk başlarda çok sevmiştik. Çok gazdı, feci kopkoptu, falandı ve aynı zamanda da filandı. Ama daha sonra hemen her remixte altyapıya dayandığı için, bıktık. Son noktayı Mahsun Kırmızıgül koydu Dinle isimli şarkısıyla.
Geçen yaz bir Inna'mız oldu ki dillere destan. Gerek klip (özellikle klip) gerek müzik olarak hoştu. Barda pavyonda, sahilde dolmuşta, her yerde dinledik. Hot, feci patladı. Sonra kalktınız Love diye bir şarkı koydunuz önümüze, oh oh ne güzel dedik, bi dinledik "hassiktir" olduk. Zira bu şarkı Love falan değildi, bariz Hot'tı. Yine sıkıldık, yine bay geldi, bıkkınlık ve gına ikilisi izledi bu durumu.
"Aha! Valla tuttu lan" dediğiniz şeyleri, sürekli önümüze sürmekten vazgeçin lan. Nolur. Papaz her gün pilav yemiyor, zorlamayın.
Geçen yaz bir Inna'mız oldu ki dillere destan. Gerek klip (özellikle klip) gerek müzik olarak hoştu. Barda pavyonda, sahilde dolmuşta, her yerde dinledik. Hot, feci patladı. Sonra kalktınız Love diye bir şarkı koydunuz önümüze, oh oh ne güzel dedik, bi dinledik "hassiktir" olduk. Zira bu şarkı Love falan değildi, bariz Hot'tı. Yine sıkıldık, yine bay geldi, bıkkınlık ve gına ikilisi izledi bu durumu.
"Aha! Valla tuttu lan" dediğiniz şeyleri, sürekli önümüze sürmekten vazgeçin lan. Nolur. Papaz her gün pilav yemiyor, zorlamayın.
Herşey nostalji olsun diye Fell Alright dinlememle başladı. Tutamadım kendimi. Yıllardır yazasım vardı bununla ilgili, bugüne nasipmiş.
Size özel teklifimiz var
İnsanlar her zaman özel olduklarını hissetmek isterler. Firmalar da bu açığı kullanarak, sürekli müşterilerine özel teklifler yapıyorlar. İyi, güzel de biraz üsturuplu yapmak lazım bu özel teklifleri. Hepsiburada, zırt pırt indirim mailleri atıyor. Bu da güzel bişey, ama evinde bozuk bir 37 ekran televizyonu olan, 7 aylık telefon faturası borcu yüzünden ihtarname yemiş bir insanevladına 3 milyarlık lcd televizyon, 1.5 milyarlık ev sineması sistemi teklifi yollamak da çok abzürd. Neye göre karar veriyorlar bilmiyorum ama her mailde küfrediyorum. Demiyorlar ki, "ulan bu herif sürekli cep telefonlarını geziyor, şuna eli yüzü düzgün bi telefonda bi %20-30 indirim yapalım, gezip duruyor ihtiyacı var herhal". Yollasınlar makul bişeyler, alalım. Böyle de olmaz ki lan.Ha bi de sık sık ingilizce eğitim seti indirimi yapıyorlar. Lan ben ingilizce biliyorum, yollamayın böyle şeyler... Cep telefonu, taşınabilir harddisk gibi şeylerde indirim yapın bana.
1 mb eşittir 1024 kb diye gidiyor...
Herşey Gmail'in bir maile en fazla 25mb dosya eklemeye izin verdiğini öğrenmemle başladı. Olaylar o kadar hızlı gelişti ki, engelleme girişiminde dahi bulunamadım. Bi arkadaşa 36mblık bir dosya yollamam icap etmişti ve limit 25mb idi. Aklı selim her insan gibi ben de winrar ile 2-3 parta böleyim, parça parça yollarım diye düşündüm.
Winrarın da şöyle bir mallığı var, kaça bölelim demiyor da kaçar kaçar bölelim diyor. 10000 yazıverdim ortalama 10mb olsun partlar diye. 15 saniye sonra masaüstünde 38 tane part oluştu, bilgisayar kasım kasım kasmaya başladı. Jeton o zaman düştü, 36mblık dosyayı 10ar kb parçalara bölmüşüm :| Vay amınakoyim nasıl yaptım böyle bir mallığı...
Explorer kendinden geçti, paso hata veriyor. MSDos'tan manuel olarak sileyim bikaç partı dedim. Evet, teker teker komut vererek 500 küsur part sildim. Totalde 3900 küsur part oluşmuş. Saat gecenin 3ü, 1 şişe şarap içmişim, 2. bira bitmek üzere, ben mal mal dosya siliyorum 3900dan geriye doğru... Sonrasında tekrar vindovzu açıp bi haltlar yiyerek hepsini sildim, fakat explorer bi kere yemiş yarrağı, düzelir mi? Mecburen format attım. Anca bitti işim gücüm...
Eyy Microsoft çalışanları! Ulan o kadar adamsınız, lüksün lüksü hayat sürüyosunuz, millet eski banknotları bankaya götürüp değiştirtirken siz şömineye atıyosunuz, ama 3-5 ekstra dosya görünce apışmayan explorer.exe yapamıyorsunuz. Sokayım sizin diplomanıza, kariyerinize, iş ahlakınıza...
Explorer kendinden geçti, paso hata veriyor. MSDos'tan manuel olarak sileyim bikaç partı dedim. Evet, teker teker komut vererek 500 küsur part sildim. Totalde 3900 küsur part oluşmuş. Saat gecenin 3ü, 1 şişe şarap içmişim, 2. bira bitmek üzere, ben mal mal dosya siliyorum 3900dan geriye doğru... Sonrasında tekrar vindovzu açıp bi haltlar yiyerek hepsini sildim, fakat explorer bi kere yemiş yarrağı, düzelir mi? Mecburen format attım. Anca bitti işim gücüm...
Eyy Microsoft çalışanları! Ulan o kadar adamsınız, lüksün lüksü hayat sürüyosunuz, millet eski banknotları bankaya götürüp değiştirtirken siz şömineye atıyosunuz, ama 3-5 ekstra dosya görünce apışmayan explorer.exe yapamıyorsunuz. Sokayım sizin diplomanıza, kariyerinize, iş ahlakınıza...
lanlanlan?!
deli gibi yazasım var ama bi türlü toparlayamıyorum kafamı. bir ordan giriyorum bir ordan giriyorum, sonra siliyorum alayını. sinirim bozuldu anasını satiyim.
yazmak isteyip de yazamamak ne kadar sinir bozucu biliyo musun? muhtemelen biliyosundur, sen de bloggersın zira. haftalardır bi hikaye denemesi yazayım diyorum, ya konu buluyorum işleyemiyorum, ya da yazdıktan sonra "hasiktir, bilmemkiminfilmi'nin aynısı olmuş lan bu :|" diyip siliyorum.
niye yazamıyorum lan? niye?!
yazmak isteyip de yazamamak ne kadar sinir bozucu biliyo musun? muhtemelen biliyosundur, sen de bloggersın zira. haftalardır bi hikaye denemesi yazayım diyorum, ya konu buluyorum işleyemiyorum, ya da yazdıktan sonra "hasiktir, bilmemkiminfilmi'nin aynısı olmuş lan bu :|" diyip siliyorum.
niye yazamıyorum lan? niye?!
Formspring'in amınakoyim, blog var ya!
Bi Formspring.me muhabbetidir aldı başını gidiyor bloglarda, sosyal ağlarda falan... Neymiş, soru soracakmış insanlar, amcam da cevaplıyacakmış. Sokiyim öyle işe, prim yaptırmayın böyle ucuz fikirlere. Çok soru sormak isteyen varsa, buyursun sorsun burdan. İster kendi profili altından sorsun, ister anonim sorsun.
sıkıdurküfredicem!
Elimdeki parayı idare etmeyi uzun süredir gayet iyi beceriyordum. Ne biliyim bi akşam 20 liraya pizza yedikten sonra 3 akşam makarna yiyordum, haftada bi gece vodka içiyosam 3 gece bira içiyodum vs. Sorun olmuyordu bu, hatta gayet de güzeldi; sürekli orta karar gitmek yerine lüksü de yaşıyordum standart altını da. Farklı şeyler tatmış oluyordum (mevzu sadece yiyecek içecek değil tabi).Yalnız şöyle bir durum var, epeydir standart altı yaşıyorum. Daha doğrusu yaşamak zorunda buluyorum kendimi. Ve bu durum bir çok olumsuz etkiye sahip bünyemde. Sigarayı bırakamıyorum, o yüzden tütün sarmaya başladım. Lanet şey puro gibi anasını satiyim, yarım saatte bitmiyor ve ayrıca sigaradan aldığım tadı da alamıyorum. 1 gece vodka - 3 gece bira veya her gece 2-3 bira olayı da sona erdi. Haftada 1 kez 1.5 litre köpek öldüren alıyorum, 2 gün idare ediyor o. Steakhouse tarih oldu, çorba pilav/makarna geldi yerine. Dolayısıyla bu amınakoyduğumun köklü değişimi ruhsal çöküntüye sürükledi beni. Hiç birşey yapmama lüksümün yerine, hiç birşey yapmak istememe zorunluluğunu getirdi. Çalışamıyorum lan! Malak malak yatıyorum, feysbukta video izliyorum, oyun oynuyorum...Bloga yazasım bile gelmiyor. Anca böyle patlama noktasına gelince içimdeki tüm olumsuzlukları boşaltmak maksatlı yazıp kaçıyorum. Takip ettiğim blogları da okumuyorum bir süredir. Bi iki tane vazgeçilmezim var, onları okuyorum sadece. Kafam düzelince veya daha çok bunalınca, okumadığım yazıları da okuycam.
Para geliyor, seviniyorum içicem bu akşam diye, hoop 2 ay öncesinin internet faturasına gidiyor. Para geliyor, seviniyorum gezicem diye, hoooop 1 ay öncesinin elektrik faturasına gidiyor. Eski adsl faturasını kapatıyorum, yenisi geliyor. İnternet kesilmesin diye 3-4 ay öncesinin telefon faturasını ödüyorum sonra, kalan parayla da yumurta, ekmek falan stokluyorum. Amınakoyim böyle işin.
Sırf giderler azalsın diye denyonun biriyle aynı evde yaşamak da istemiyorum. Aynı evde bir başkasıyla yaşayamıyorum, geçen sene denedim. En yakın arkadaşımın kafasını halıya sürtmek zorunda kalıyorum, kültablası yerine masaya döktüğü kül yüzünden annesiyle ilişkiye girerken buluyorum kendimi... Bulunabilecek en kral ev arkadaşı da bana benziyor sonra, agresifleşiyor, bulaşık yıkamıyor, temizlik yapmıyor falan. Ondan sonra pastırma gibi bol sinirli bi şekilde yaşıyoruz. Tek yaşamak zorundayım, ama buna da yaşamak denmez.
Antidepresan falan alsam, dünyayı pespembe algılasam da olmayacak. Dünya yine aynı dünya, bok sarısı... Algıyı değiştirmek bir işe yaramıyacak. Kaldı ki default olarak %5-10 arası bir değere sahip olan umursama özelliğimi antidepresanla 0a düşürmek de mantıklı değil. O zaman kendimi de umursamam, dünya ishal olur, ben de bok sarısı olurum.
Ürettebildiğim tüm çözümler sorunlu. Hepsi en az birşey götürüyor benden. Sorunlu olması, hiç olmamasından daha iyidir diyorum, ama yanılıyor da olabilirim. Emin değilim yani. En çok da bu sıkıyor canımı, kendi ürettiğim çözümün beni tatmin etmemesi... İkinci sırada ise "zorla güzellik olmaz" prensibimin sonuçları var. Kötüyü, olumsuzu, mantıksızı seçebilmek istiyorum ben, benim yerime seçilmesini değil. Opsiyonel bunalım istiyorum lan! Kendim seçersem bunalayım. Lisedeki din kültürü dersi gibi zorunlu seçmeli olmasın amk.
mınırzınıskiyim!
Bana bi spoiler verenin 40 yıl tokmakçısı olurum!
Demin friendfeedde şöyle bi feed gördüm; dexter resmi var ve "oha çok şok ediciydi. aman spoiler yapılmasın, yoruma kapatıyorum" yazıyor. Ampul yandı kafamda direk; "aha yeni bölüm :|". İzlemek üzere googleda arattım, buldum. Videolar yüklensin diye bekliyorum, videonun hemen altında 3 kısa kelimelik bir yorum var. Hani ilkokul 2. sınıf öğrencisinin bile 0.3 saniye bakmasıyla algılayabileceği kadar kısa. O kadar kısa bir yorum, 50 dakikalık bölümün ağzına bu kadar sıçabilir (yazar, burada "bu" derken el hareketi yapıyor). Görüp de algılamamak imkansız, saliselik olay. Ulan amını ırzını siktiğimin pezevengi, ne sikime böyle yorumlar yapıyosun? Hayır, madem yapıcaksın bu ibneliği, bari bekle de 20. yorumda falan yap. Ya da 2 paragraf yaz, sonunda bu yorumu yap ki, yorumun uzunluğundan dolayı okunamasın lan anası sikişmiş!!!
Site sahibinin de amınakoyim; "Yönetemeyeceğin siteyi açma dümbük! 24 saat online yönetici barındıramıyosun madem, yorumları onaylı yap. Olmadı şikayet butonu koy, şikayet edilen için bi sayfa aç üyeler amına koysunlar orda. Şikayet edilen yorumu otomatik olarak yayından kaldır, beklemeye al, incele onayla veya sil."
Ulan dizi&film izleme sitesinde spoiler yorum mu olur?! Spoilersa gizlersin, okuyacak insan kendi rızasıyla okur!
Siz siz olun, spoiler vermeyin. Spoiler verir gibi yapın, yalan söyleyin. Boşu boşuna gerin karşıdakini, o güzel bak, işin eğlencesi orda. Ben de yapıyorum, ama spoiler verir gibi yapıyorum. Dağılabilirsiniz.
Kategorize Ceykıl
Sürekli bişeyler geliyor aklıma, sürekli yeni blog açasım var. Hali hazırda zaten az blogum yok, o yüzden çekiniyorum da. Şu malak gibi yattığım süre boyunca bi ton blog kapattım kendime. Allah belamı mı versin ille?
Ceykıl'ı yaratma amacım anonim takılabilmekti, beceremedim tabi. Maşallah çevremdeki herkes biliyor Ceykıl olduğumu. Ceykıl'ı öldüreyim, yeni bi karaktere bürüneyim dedim olmadı, vazgeçtim. Ceykıl oldu yani, tanıyanı edeni çoğaldı. Onu öldürüp yeni bi karaktere bürünsem, 3 gün sonra dayanamayıp "Hedehödö aslında Ceykıl" diye yazıcam buraya. Öte yandan Ceykıl dursun, yanına bi de Osman gelsin dedim o da olmadı. Zaten bölünmeye meyilli olan kişiliğimi iyice çoğaltıcam o zaman da. Hatta "Osman da Ceykıl" diyeceğimi de biliyorum bi süre sonra. E şimdi napiyim ben o zaman?
Her boku yazamıyorum buraya, karman çorman bişey oluyo ondan sonra. Zaten genelden ziyade kişisel blog oldu burası. Mesela Sefa Pezevengi'ne yazdıklarımı buraya yazamam, o daha bi tespitmiş bilmemneymiş şeklinde gidiyor. Geyik Dalında Güzel'in içeriğini de çekemem buraya. Tüm kişisel boklarımı da yazamam. E başka yere yazarsam kimse okuyamıycak, o da var :s
Bakıyorum şöyle, millet aylardır yıllardır istikrarlı bi şekilde belli konularda yazmış durmuş. Aferin diyorum, ama ben yapamıyorum ki onu :/ E şimdi meme resmi koyasım geldi mesela, napcam? Buraya koyamam onu, olmaz burda. Burda memenin ne işi var dimi?
Şöyle tek cümlelik postlar da girmek istiyorum arasıra, ama girmiyorum. Sırf onun için de ayrı bi blog mu açayım şimdi? Yok artık. Hayır niye girmiyorum onu da bilmiyorum. Sanki pentagonun sitesi amınakoduğumun blogu. Niye böyle gereksiz triplere giriyosam!
Sikiyim böyle hastalığı ya. 1 haftadır yatıyorum beynim sulandı. Şu düşündüklerime bak...
Ceykıl'ı yaratma amacım anonim takılabilmekti, beceremedim tabi. Maşallah çevremdeki herkes biliyor Ceykıl olduğumu. Ceykıl'ı öldüreyim, yeni bi karaktere bürüneyim dedim olmadı, vazgeçtim. Ceykıl oldu yani, tanıyanı edeni çoğaldı. Onu öldürüp yeni bi karaktere bürünsem, 3 gün sonra dayanamayıp "Hedehödö aslında Ceykıl" diye yazıcam buraya. Öte yandan Ceykıl dursun, yanına bi de Osman gelsin dedim o da olmadı. Zaten bölünmeye meyilli olan kişiliğimi iyice çoğaltıcam o zaman da. Hatta "Osman da Ceykıl" diyeceğimi de biliyorum bi süre sonra. E şimdi napiyim ben o zaman?
Her boku yazamıyorum buraya, karman çorman bişey oluyo ondan sonra. Zaten genelden ziyade kişisel blog oldu burası. Mesela Sefa Pezevengi'ne yazdıklarımı buraya yazamam, o daha bi tespitmiş bilmemneymiş şeklinde gidiyor. Geyik Dalında Güzel'in içeriğini de çekemem buraya. Tüm kişisel boklarımı da yazamam. E başka yere yazarsam kimse okuyamıycak, o da var :s
Bakıyorum şöyle, millet aylardır yıllardır istikrarlı bi şekilde belli konularda yazmış durmuş. Aferin diyorum, ama ben yapamıyorum ki onu :/ E şimdi meme resmi koyasım geldi mesela, napcam? Buraya koyamam onu, olmaz burda. Burda memenin ne işi var dimi?
Şöyle tek cümlelik postlar da girmek istiyorum arasıra, ama girmiyorum. Sırf onun için de ayrı bi blog mu açayım şimdi? Yok artık. Hayır niye girmiyorum onu da bilmiyorum. Sanki pentagonun sitesi amınakoduğumun blogu. Niye böyle gereksiz triplere giriyosam!
Sikiyim böyle hastalığı ya. 1 haftadır yatıyorum beynim sulandı. Şu düşündüklerime bak...
Ve Ceykıl kafasını yarar...
Kahramanımız, İzmir'e gitme hazırlığı esnasında kafasını, kullanmadığı için açık tuttuğu buzdolabının kapağına çarpar. 2-3 dakika boyunca küfrederek yerde yatan Ceykıl, elindeki kanları görünce götünden solumaya başlar. "Teyze kafam yarılmış mı çizilmiş mi?" diye sormak amacıyla kapı komşusunun zilini çalsa da açan olmaz. Öncelikle otobüsü biletini sabaha erteletir, sonra 911i arayıp en yakın hastahanenin adresini ister. Operatörcan adres tarif edemediği için, cebindeki son 20 lirayla taksiye atlar...Kafasına dikiş attırmamak için kırk takla atan Ceykıl, en son ne zaman tetenoz aşısı olduğunu hatırlamadığı için üstüne üstlük bir de aşı olur.
Gökten üç elma düşer, biri Ceykıl'ın kafasına, biri Ceykıl'ın kafasına ve öbürü Ceykıl'ın kafasına...
Olabilemez aybalam!
+ seeenin iiinci satiri jiiiiinci sütunu ...- ji ne amınakoyim ya?
+ ... abir bebir sebir... jibir ...
- bak yine ji diyo ya. yeter lan! ebenisikim!!!
+ ... öyle de olabiler tabi. nolar öyle olarsa? ...
- hay !?
Bugünkü "Matrisler Kuramı" dersinden bir kesit. 3 saat arka arkaya -henüz daha matrisin ne olduğunu çözememişken- Azeri bir hocadan matris öğrenmek hiç de kolay değil. İlk başta cümle içindeki "olar"lar, "yapılabiler"ler eğlenceli geliyordu fakat şimdi... O "jiii" diyen ağzını kırmak istiyorum! Hayır, "be" diyebilen bir insan, yıllardır Türkiye'de olan bir insan, nasıl "je" diyemez onu anlayamıyorum. Ji ne amınakoyim ya? Ji ne?!
"Kulaklıkları takıp, müzik dinleyerek tahtaya yazılanları takip etsem" diyorum, o da olmuyor. Biçimsiz yazıyor, harfler çük kadar. Söyledikleriyle senkron gidilmezse yazıları da okunmuyor. Bi de silik yazıyor ki ölüm. Adam ölmüş de haberi yok, tebeşir tutacak takaati kalmamış hala ders veriyor. Ben olsam bi 20-25 sene önce emekli olurdum heralde. Evinde, sallanan koltuğun üzerinde gazete okumak, götü yaymak varken, hangi akla hizmet bu işlere kalkışıyor anlayamıyorum.
Tamam, benim de vocabularyyi vokabulari diye telaffuz ettiğim zamanlar oldu. Hala, ana dili ingilizce olan birisiyle konuşurken beynini sikiyorumdur. Ama kalkıp da, İngiltere'de konferanslar düzenlemiyorum, büyük bi kitleye işkence yapmıyorum. Yurtdışında okumak tamam da, ders vermek ne iş? Tasvip etmiyorum hiç.
İşin kötü tarafı, aynı hoca 2 ayrı dersime giriyor, haftada 7 saat toplam. Bakü'de mi okuyorum lan ben? Hayret bişey...
"Zibil vaaaağr?"
Biraz saygı rica ediyorum!
Yeni bir güne sadece ben "merhaba" diyebilirim dostum, sen değil! Adabınla otur rica ediyorum, zira ben sabah sabah benden daha aktif olmandan hoşlanmıyorum. Hatta bazen sınırlarını öyle aşıyorsun ki, mevzuyu bi fesupanallahla da geçiştiremiyorum. Evet, ilk dersin ortasında yeni yeni ayılmaya başlamışken "bi kedi gördüm sanki" diyen tweety paranoyaklığıyla yataktaymışım gibi davranıyorsun ya, hah işte o halinden bahsediyorum. Kamufle edicem diye dolmuşçu edasıyla götü dışa atıp yürümekten bıktım lan! (neymiş, elinde tespih görme ihtimaliniz olmayan bi erkekcan kıçını dışa atıp yürüyorsa, erekte demekmiş ;)) Reca ediyorum vazgeç şu huyundan artık... Muzdaribim lan! Ve emin ol, sabahları işemek, senin gövde gösterinden daha önemli benim için...
Bir Kevin Costner Filmi: Kürtlerle Dans
Kevin Costner, AKP genel başkan yardımcısına "demokratik" açılımı desteklediğini bildirmişmiş. Haberlerde ballandıra ballandıra anlatılıyor mevzu, Holywood'dan tam destek kıvamında... Öah be bilader, elin artizi ne karışıyor, hadi o karışıyor da AKP niye herkes "hacı var ya, holivuddan destek gelse benden de gelir haa. bi onu bekliyorum, feci tetiklenicem sonrasında" şeklinde düşünüyormuş gibi havalara uçarak anlatıyor bunu?
Amcamın işi bu, kameralara oynamak. Dün "Ne mutlu Türküm diyene!" yazan şapkayı takar çıkar karşımıza, bugün "demokratik" açılımı destekler, yarın başka bi nane yer. Bunlar arasında mantıksal bi bağ olmak zorunda değil, ki olsa bile ne kadar bağlayıcı olur Kevin Costner'ın desteği?
Daha geçen hafta Türk Alfabesi'nin değişiminden bahsediliyordu, 1-2 gün önce Edirnekapı Şehitliği'nde şehit yakınlarının basın açıklaması yapması "demokratik açılımın sekteye uğratılmaması" namına yasaklandı.
Küfürlerin kifayetsiz kaldığı durumlar listesine kafadan dalan olaylar silsilesi yaşanıyor. Önce Kürtleri aç, sonra Çerkezleri, sonra Lazları, sonra Arnavutları... Açılalım saçılalım tabi yaaa...
İlle de açılım diyorsanız buyrun; Sami Hazinses'ten Sik Açılımı...
Amcamın işi bu, kameralara oynamak. Dün "Ne mutlu Türküm diyene!" yazan şapkayı takar çıkar karşımıza, bugün "demokratik" açılımı destekler, yarın başka bi nane yer. Bunlar arasında mantıksal bi bağ olmak zorunda değil, ki olsa bile ne kadar bağlayıcı olur Kevin Costner'ın desteği?
Daha geçen hafta Türk Alfabesi'nin değişiminden bahsediliyordu, 1-2 gün önce Edirnekapı Şehitliği'nde şehit yakınlarının basın açıklaması yapması "demokratik açılımın sekteye uğratılmaması" namına yasaklandı.
Küfürlerin kifayetsiz kaldığı durumlar listesine kafadan dalan olaylar silsilesi yaşanıyor. Önce Kürtleri aç, sonra Çerkezleri, sonra Lazları, sonra Arnavutları... Açılalım saçılalım tabi yaaa...
İlle de açılım diyorsanız buyrun; Sami Hazinses'ten Sik Açılımı...
BSG: Facebook ve Önerileri
Facebook'un bu pezevenkvari mevzularından sıkıldım artık. "Suggestions"mış, peh! Sokarım öyle sacesşına... Sürekli güzel güzel hatunları getirip "Bunu tanıyor olabilirsiniz" demesin abi bana. Tanımıyorum işte hiç birini. İçerliyorum bi de. Bakıyorum ortak arkadaşlara, tırt tırt hatunlar, öküz elemanlar falan. Onlar tanıyo da niye ben tanımıyorum lan :( Yapma feysbuk gözünün yağını yiyim girme kanıma, deşme yaramı!
Ete kemiğe bürünse sağdaki gibi bişey olurdu kesin. Hayır yap bi gold üyelik, parası neyse verelim cam falan açsınlar bari. Yeter be! Zaten bi memedir gidiyor piyasada, bi de herkes sevişiyor falan. Sen yapma bari feysbuk!
İçerledim lan!
Bilader bugün öyle şeylere şahit oldum ki, sen şahit olsan sen de içerlerdin. Valla bak ya. Ciddiyim.
- Elemanın biri "Kutsal Damacana ne tırt filmdir" diye yazdı. Çok üzüldüm. "Ben de tırt mıyım lan, çok beğendim" dedim. "Son yılların pala bıyıklı kro hede hödö ..." gibi bi yorum yaptı, "film 2007 yapımı, nerdeyse 3 yıl olmuş, ne son yılları" dedim. "Ceykıl, son yıllar dedikse 6 ay değil" dedi. Son yılların çocuğu olduğumu anladım kalbim burkuldu.
- Delininbiri "Sevgilinizle aynı şehirdesiniz. Her gün görüşseniz nolur...bıdıbıdı...falan..." demiş, "sevgili dediğin aynı şehirde olur lan!" dedim. Tek ben demişim, üzüldüm.
- Ali Kırca'nın yeni kirli sakalını 2 sene öncesinin fetiş pornosuna bağlamışlar, ama kimse arkaplanda çalan Sezen Aksu şaheserine dikkat etmemiş, pornodan soğudum. Şeytan ayrıntıda gizlidir ulahn!!!
- Bugün 1 Eylülmüş, "Eylül dediğin bu zamanda gelmez! Daha hazır değilim" dedim. Kimse layklamadı, kalbim acıdı (umay umay).
- Real hayattan tanıdığım tek blogger arkadaşım Gaen, blogdaki FF muhabbetine dayanamayıp friendfeede gelmiş, beni eklemiş. Milyonlar tarafından takip edilen kimseler gibi "oooo kimleri görüyorum efenim?" diye feed açtım, kimse siklemedi. Ne karizma kaldı ne bişey. O değil de Gaen sevmiyecek ffi :/ Bu mal napıyo orda diycek. Malmışım onu farkettim, kalbim tuzla buz oldu.
- FF'in kan bankası grubuna telefonumu bıraktım, insanlık namına dedim (ben de insanım olm) birisi sapıklık yaparsa ağzına sıçarım haberi olsun. Önemli lan o iş!
- Ramazanın henüz üçüncü beşinci günündeyken davulcu bahşiş istedi. Şaşırıp FFe yazdım, Bahriye ağzıma sıçtı. Ne biliyim lan, İzmir'de bi tek bayramda geliyolardı! Yadırgarım tabi.
- Televidyonda "Bodrum mu Çeşme mi" bölümünü izledim bi müsaade etin, Çağatay, Murat'a hiç izin vermedi, konuşturmadı tav oldum. Bi de Çeşme'yi galip ilan ettiler, iyice tav oldum. LAAAAAAAAAAAAAAAAAAAN! Ben 20 yıllık Bodrumlu, 11 yıllık İzmirliyim! Çeşme mi Bodrum mu diye sorunca, düşünenle irtibatımı keserim. Tabiki Bodrum lan!
- Müslüm dinledim, Nickelback yolladım millete, kimse takdir etmedi, içim burkuldu.
- 7 Ekim'de potansiyel patronu olduğum hayali şirketin CEBIT fuarındaki standına gidicem. Metrekaresi 320 lira + KDV'den kiralanıyomuş, dert edindim kendime. Zengin olunca sorun değil de, şuan problem be abi :/
- Hayvanlar gibi Stewie Griffin manyağı oldum. 5 tane avatarı masaüstümde, ayrıca wallpaperım da ayrı bi Stewie. Var ya, bana bi Stewie verecek hatuna saniye tereddüt etmem nikahı basarım. Harbi, bu hale geldiğimi farkettim, 19unda kendimi evliliğe hazırladığım için tiksindim kendimden.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




