Pars: Kiraz Operasyonu

Hayatımda bu kadar sikko bi aksiyon filmi izlemedim. Şöyle bi yorumlara baktım nette "gerçek hayat, ibret olmalı. aksiyonun kralı var off off" falan demişler. İzleyeyim dedim, demez olaydım.

Başroldeki amcanın oyunculuğu bok gibi olmuş, hiç beğenmedim. Tavırları çok kolpa, hemen her sahnesinde "bu ne lan" dedim. Hele o Asena denen hatunla aşk yaşayıp paso birbirlerine "devrem" diye seslenmeleri hiç olmamış. Devrem aşşaa devrem yukarı. Bu ne lan? Kanka ayağına yatıp karı götürmek bu olsa gerek.

Tamam konu iyi güzel, uyuşturucuyla savaşı anlatmışlar ama olmamış. Tamamen tahmin edilebilir bi senaryo var. Klişe arası klişe sunmuşlar special olarak. Tek tahmin edemediğim yer; ectasyye sarıp da 3 erkek bi hatunla grup takıldı, o sırada hatun soyundu falan "aha liseli memesi!" dedim. Bi onu tahmin edememiştim, belki de karıdan beklemedim bunu, göstermez falan dedim. Gösterdi. O kadar.

Bu filmi izleyip de ağızlarının suyu aka aka "oleyyyğğğğ çoğk güzelllğğ" diyen, 10 üzerinden 10 puan veren insanları çok merak ediyorum. Ne yerler, ne içerler, nerelere takılırlar? Sadece tvde yayınlanan beş para etmez "ısıran hamam böcekleri", "katil kaplumbağalar" gibi filmleri mi izlerler? Naparlar lan bunlar!?
Resimdeki hatun da işte bahsettiğim Asena karakteri.
Lan daha patates suratlı bi oyuncu yok muydu oynatacak?

Esrarengiz mutfak

Bu mutfak öyle bi mutfak ki... Öyle bi mutfak yani. Bi tane kanepe var o mutfakta off off.. Feci bi kanepe.. Çok sikindirik bi kanepe aslında, üzerine minder koymadan uyuyamıyosun. Aslında bi mutfağa göre çok normal bi kanepe, zira niye mutfakta uyuyasın ki, di mi? Değil işte, bazen yer bulamıyosun, orda uyuyosun. Dün gece öyle oldu mesela, gittim mutfakta uyudum. İlk seferden sonra, doğal olarak heyecanlandım. Çok doğal çünkü 2. kez o mutfakta uyuyacak bi insanın heyecanlanması.

Olay belki de mutfakta değil. Aslında, kilit nokta kanepe de olabilir. Bilmiyorum, çok gizemli çünkü. Kimse bilemez. Ama bildiğim bişey varsa o da, ne zaman o mutfakta uyusam hayatımda görmediğim kadar heyecanlı ve erotik rüyalar gördüğümdür. Öyle böyle değil, cidden çok erotik. Feci yani.. Pornografik hatta, erotik ne demek?

Erotik bişeyler izlemekten, hatta yaşamaktan daha heyecanlı bişey varsa, o da rüyada erotik şeyler görmektir. Rüya olduğu için maddi ve manevi kaygılar söz konusu değil. Adım adım gerçekleşmiyo olaylar, direk istediğinden başlıyosun. Giriş-gelişme-sonuç değil yani mevzu, bol gelişmeli kısa sonuçlu. Mis. Taş gibi hatunlar var zaten orda hep. Öyle bi mutfak işte... Hatunlar mutfakta değil tabi, rüyamda. Anca rüyamda zaten.

O mutfak öyle bi mutfak ki off off... Çok güzel bi mutfak. Küçük bi sorun var yalnız. O mutfak benim mutfağım değil, arkadaşımın mutfağı. Kimbilir bi daha ne zaman uyuyabilicem o mutfakta (off o mutfak...). Yarın? Öbür gün? Yok yok olmaz böyle bu iş. Yarın gidip diyorum "hacı al pornolarımı ver mutfağını. şöyle bi iki saat şekerleme yapayım ben. kapıyı da dışardan kilitle!".

Şimdi o orda, ben burda... Gidip yatağıma yatıcam birazdan... Ama o mutfak var ya.. Off o mutfak... Öff.

Büyüyünce...

Gün geçmesin ki, bir gün daha yaşlanmayalım. Sonra, hafta geçmesin ki bi hafta daha yaşlanmayalım var. Böyle mal mal "o geçmesin bu geçmesin" derken dün bi yaş daha yaşlandım. "Sona bi adım daha..." geyikleri yapıyim mi? Yapmiyim bence. Evet yapmıyorum o zaman. Gerçi yapmış kadar oldum da siktiret.

Lise hayatımı eğlenceli ve katlanabilir kılan dostlarımdan ikisi geldi. Biri İstanbul'dan, diğeri de Ankara'dan. Üniversite hayatımın şimdiye kadar olan kısmında "tek kazandığım şey" diyebildiğim iki dostumdan birinin evinde takıldık hep beraber. Çok güzeldi, çok eğlendim. Onlarda eğlendi sanırsam, umarım yani :) Ska yaptık, sonra pogoya döndü o, duvarlara yapıştık falan. Alkolün amınakoyduk bi de. Paralar suyunu çekti. Gecenin sonunda herkesin baygın baygın bi yerlere uzanması, mayışması nedense mutlu ediyor beni. O sebeptendir ki, restoranlarda yapılan toplu yemeklere, düğünlere falan gitmem ben hiç. Sandalye tepesinde, takım elbiseyle içilir mi lan? Ev ortamı en güzeli, en samimisi. Onun ayağı berikinin kucağında, öteki berikinin omzuna yatmış falan (herkes berikine kaynıyo gibi oldu ama olsun), daha güzel bence.

Acımasız bi gerçekle karşı karşıya kaldım dün gece; saçlarımı topladığım zaman götüm gibi oluyomuşum, açtığım zaman da çok kral oluyomuşum. Niye bunu 1,5 sene sonra farkettiğimi anlayamadım, neyse geç olsun da güç olmasın. Bundan zilyon kat daha acımasız bi gerçekle daha yüzleştim; İstanbuldan gelen arkadaşımla en son 2 sene önce görüşmüşüm. En son 2 sene önce ensesine şaplak atmışım, en son 2 sene önce pandiklemişim... Geçen senenin başında, insanların zamanla yalnızlaştığını farketmiştim fakat bu açıdan bakmamıştım hiç olaya. Hayatımın ilk 11ini parça parça yedek kulübesine tıkmışım lan! Tıktırılmışım yani, ya da onlar gitmişler oraya. Mecbur kalmışız işte, engelleyememişiz. Arasıra babamın "taa 30 sene önce harp okulunda beraberdik, çok yakındık" dediği arkadaşlarını görüp, taşak geçiyodum "baba nası yakın arkadaşsınız lan, 30 sene olmuş ahahah" diye. Oluyomuş demek ki. Vay amınakoyim ya. Demek ki, bundan 10 sene sonra 3-5 yılda bir görüşürsek mutlu sayıcaz kendimizi. Beni göstererek "çocuuum bak ceykıl amcan, iyi bak unutma. bi daha anca evlendiğin zaman görürsün" diyecekler. Pehh.. Sikerler olm, olur mu öyle şey? Ne sikik iş lan bu?
bu arada mum falan yoktu, pastanın üstüne sigara dikip yaktık çogüzel oldu. üfliyeceğime içime çektim, değişikti.

Yerim seni Debbie

İngilizce grammer bilgimi geliştiren, "unbe-fucking-lievable","abso-fucking-lutely" gibi bir olguyu öğreten, dilini yediğimin Debrası... Debra için izliyorum Dexter'ı desem yalan söylemiş olurum tamam ama, hatun bariz mutlu ediyo lan beni. Aptal bi sırıtma geliyo yüzüme görünce, daha doğrusu duyunca. Yoksa görmelik pek bişeyi yok.

Ulan şöyle bi hatun bulamadım gitti. Hepsinde bi ahlak masası mensubu tripleri, hepsinde bi "ay düzgün konuş benimle" bağlacı... Lan iki rekat küfretseniz ölür müsünüz?

Kaç yaşından sonra oluyosunuz bilemedim gitti. Biri çıksa dese "30undan önce cacık olmuyo hacım bunlardan", bekliycem olsunlar diye. Onu diyen de yok, o bakımdan şafak karanlık diyip siktirediyorum. Gerçi 30 yaş alt limiti koysalar şafak yine karanlık da, neyse. Bayramda babamla konuştum, okul bitince gidicem yerleşicem bodruma diye. Kenara çekilmek için erken değil mi dedi. Erken merken, napiyim? Keseyi düzeltip, 3-4 hatunla mı takılayım? Biri küfretsin, biri salak olmasın, biri ugg giymesin...

Feci garezim var, öyle böyle değil. Bir sürü yazacağım şey var ama yazamıyorum, iki karalayıp siliyorum. Blogger'ın kadın kasabı olcam yoksa. Hayır, seksist de değilim ama harbi çok öküzleme özellikleri var lan dişilerin. Ciddiyim.

Bayram çocuğu Ceykıl

En güzel bayramımdı bu bayram. Ailem geldi, enteresan duygular içerisine girdim. Bi ara babama elimi öptüreyim dedim, küfretti gülerek. Değişik bi olay büyüklerin seni bayramda ziyarete gelmesi tabi.

Ev eve benzedi lan. Böyle insan yaşıyomuş gibi içinde, güzel bi havası var. Hijyen kokuyo. Geldiler topladılar temizlediler her yeri, benliğimi bozdular. Biraz da böyle takılayım diyorum. Yemek yedikten sonra bulaşıkları yıkıyorum mesela, sonra soda içiyorum. Böyle sıradan şeyler insanmışım gibi hissettiriyo onu farkettim.

Her gece rakı sofrası kuruldu, muhabbet çevirildi. Uzun zamandır babamla bu kadar performanslı takılmamıştık. İyi oldu. Beraber Ağır Roman'ı izledik muhabbet ederek. Tek başıma izleyince çok farketmemiştim de Ağır Roman ne ağır bi filmmiş yahu. İbnesi var, orospusu var, müptelası var, zoofili muhabbeti var... Var oğlu var.

Eskişehir'de bayramda tüm fırınlar kapanıyormuş onu tecrübe ettik. Millet önceden 15er 20şer ekmek stokluyormuş. Migrosu, Tansaşı alayı tam takır. Bi tost ekmekleri kalmış o kadar. İzmir'de böyle bi durum yok, o yüzden garip geldi bana. Hani İstanbul'da radyoya bağlanıp "bilmemne karayolunda kaza var, trafik sıkışık" diye rapor veriyolar ya, aynı onun gibi radyoya bağlanıp "hedehödöoğlu markette son 20 ekmek kalmış, koşun" gibisinden cümleler kurulacak bi durum vardı yani.

Bi de, ev görüp görebileceği en kral yemekleri gördü. Ahtapot salatası falan pişti lan, o derece :) Sabahları ropdöşambrımı giyip siyah havyar yemezsem, kendime gelemiyorum artık. Böyle sürekli bi bornoz-viski ikilisiyle takılma isteği var içimde.
 
twitter da kullanıyorum