Türlü türlü şeyler neler neler..



Uzun zamandır yazmıyorum. Bunun sebebi de hayatımın iki satır yazı dahi yazamayacak kadar sikko ve monoton olması. Sikko çünkü, yaptığım şeyler yemek ve uyumak gibi temel ihtiyaçlarımı karşılamaktan ibaret. Monoton çünkü, sürekli bunları yapıyorum.

3 sene önce ayrıldım İzmir'den ve bu süreç boyunca yaşantım gün geçtikçe artan bir ivmeyle basitleşti. Louie'nin bir bölümünde şöyle bir teori atıyordu ortaya Louis C.K. "Her sene, bir önceki senenin sadece %10'u kadar güzel". Dün birlikte olduğun hatun, geçen sene ki yavrudan %90 daha çirkin. Geçen hafta yediğin pizzadan, bir önceki seneye göre %90 daha az zevk aldın. Haftaya gideceğin konserde, geçen sene gittiğin konserden %90 daha az eğleneceksin. Örnekleri götümden salladım ama ana fikri anlamışsındır. Artan ivme derken bundan bahsediyordum işte.

Asosyalliğin apayrı bir seviyesine ulaştım. Asosyalin sadece önde flama taşıyanı değil, ayrıca takip eden 3-5 kişiyi de sırtlayanı oldum. Öyle ki, günler boyu gördüğüm tek insanın, bir üst sokaktaki süpermarkette çalışan kasiyerin olduğu oluyor. Ki bu da zorunluluk, sigara içmesem o kasiyeri bile belki 3-4 gün boyunca görmeyeceğim. İnsanlarla bu denli yakın ilişkide olunca, tahammül aralığım da hayli daraldı doğal olarak. Gezeyim tozayım, oturup muhabbet edeyim bilmemne şeklinde şeyler isteklerim dahilinde olmadığı için, bırak tanıştığım yeni insanları, mevcut olanlara da "mal lan bu", "sol taşşağı küçük", "memeleri şaşı", "espiri anlayışı sıfır" tarzında etiketler yapıştırıp iletişimimi kestim. Evet, eskiden çok yakın olduğum kişilerin doğumgünlerini bile kutlamadığım doğrudur (bu olay başka bir yazının konusu gerçi).

Sonuç itibariyle de götüm gibi bir hayat yaşayan, götüm gibi bir insanevladı oldum çıktım. Amaçsız, anlamsız ve de yalnız... Yalnız olmaktan şikayetçi değilim, yanlış anlaşılmasın. Birileriyle konuşayım dediğim çok nadir oluyor ki o zamanlarda da ulaşabileceğim insanlar var nihayetinde. Acıtasyon yapmıyorum yani. Fakat düzenli olarak birileriyle görüşmemek, kişiyi evden dışarı çıkmak zorunda bırakan bir düzen içerisinde olmamak (okul, iş, dernek, kahve.. ne sikimse) bütün bu sikik olayları körüklüyor. Nasıl olsa kimse görmeyecek diye temizlik yapmıyorsun, giyimine dikkat etmiyorsun, traş olmuyorsun, kendi kokuna dayanamayacak hale gelene kadar duş bile almıyorsun. İmkanlar dahilinde olabileceğin en ilkel yaşam formu olarak devam ediyorsun yola.. İlluminati gibi mevzulara "vay amınakoyim ya.. ben önümdeki 3 güne dair plan yapamazken elin adamı... ...helal olsun..." şeklinde tepkiler verebiliyorsun (ki aynı tepkiyi fethullah mevzusuna da vermiştim). Kafan farklı şekilde çalışmaya başlıyor yani. Yada tamamen duruyor da, sen bunu çalışma tarzında değişiklik olarak yorumluyorsun.

Aileme okulu bıraktığıma dair basın demeci verdikten sonra olaylar epey boka sardı. Öngörülebilen tek sonuç olduğu için çok da şaşırmıyor insan tabi. Ama ruh halinin daha da sikilmesini engellemiyor tabi bu durum.

Neyse ki, olaylar yoluna girmeye başlıyor gibi yavaş yavaş. Önümüzdeki hafta İzmir'e dönüyorum. Geçen yaz staj kıvamında çalıştığım (alaylı programcı için staj anlamsız gelebilir) yerde çalışmaya başlıyorum. Vergi rekortmeni olabileceğim kadar bir maaş almasam da, özerkleşerek iç işlerimde bağımsız dış işlerimde bağımlı bir yaşantı sürebileceğimi düşünüyorum. Düzenli bir yaşantının benim gibi bir dallamayı dahi adam edebileceğini geçen yaz kanıtlamıştım. Tabi 2 ay diyet yapıp kilo verdikten sonra bir daha kilo almayacağını varsayarak önüne geleni yiyen teyzeler gibi davrandığım için, geçen yaz kazandığım adamlık vasfından bir sik kalmadı geriye şuan. Yeniden başlayacağız bakalım..

Kim bilir, belki henüz çok geç değildir.

"yandığı yerden çekeceksin"...

* Video silinmiş. Görünce "bulayım lan güzeldi bu" dedim. Bulmuşken de güncelledim. kıps.

Şu adamı...

... "akustik ozan" diye dinledim lan ben bi yıl boyunca.. Gittim deli gibi alkol içtim mekanda, bu adamı dinledim. Sonra bi gün Power Türk'te klibini gördüm, bi garip oldum. Bi garip derken mutlu oldum, ama bi yandan da "ben bu adamı tanıyorum amınıskeyim" dedim. Öyle bi duyguya büründüm. Ondan sonra da Dailymotion'dan dinledim durdum. Öyle.

Coverlasak da mı saklasak?..

Eskileri dinlemeyi her zaman sevmişimdir. Fakat, eski şarkıların rock coverları genellikle daha çok etkilemiştir beni. Bazısı orjinalcidir, sevmez coverları. Ben nedendir bilmiyorum ama, büyük bir iştahla dinlediğim bir şarkının coverına rastladığımda (rock cover olmak zorunda.. aynı tarzdaki coverlar, daha doğrusu aynı şarkının aynı tarzda yorumlanması etkilemiyor beni. buna aynı kişinin 3 önceki albümündeki şarkıyı söylemesi de dahil..) aşırı derecede etkileniyorum lan. Uzun bir süre dinliyorum bunları.

Bu olay, muhtemelen ortaokulda Haluk Levent dinlerken başladı. "Bana kaderimiğğğn, bir oyunuğmu buğğ?" diye yaptı bir cover, dinleyince de şaşkınlık vs birşeyler uyandırdı heralde bende. Onda sonra arkası kesilmek bilmedi tabi... Duman - Beni Yak,  Öztürk - Yalnızım, Ogün Sanlısoy - Ben De Özledim ve son olarak da Rol - Vazgeçtim. Sonuncusunu bugün, Facebook'ta bir arkadaşım paylaşmış öylel keşfettim. Gitarıdır, davuludur çok hoşuma gitti fakat solistin sesini beğenmedim. Buna rağmen bugün 10'dan fazla dinlemişimdir bu şarkıyı. Öyle işte.

Coverlayın da saklayın. Hatta saklamayın, "bu da var" diyerek benimle de paylaşın..

Boşgezengiller Holding

Hani diyorum ki sabah 12de (öğlen oluyo galiba) işe gitsem, sonra ordan çıkıp okula gidip 2-3 saat dursam. Ordan da şu meşhur fırsat sitelerinin Bornova ve Alsancak'ta yarattığı fırsatlardan yararlanıp 2 bira + 1 porsiyon midye dolma menüyü 8-10 liraya yuvarlayıp eve gelsem, Hera'yı gezdirip biraz öpüp koklayıp yatsam... Kötü mü olur lan?

Tek isteğim bu lan. Yani tek değil tabiki, misal İzmir'de ailemin yanında yaşamak istemiyorum... Kendi evimde olmalı ve mümkünse tek başıma olmalıyım. Hani bu da demirbaş ama, çok zor da kalırsam siktirede de bilirim (öyle bişey yazdım ki, imla kurallarına göre nasıl yazılacağına dair en ufak bir fikrim dahi yok. Hani 2. "de" kıçtan ayrı da, baştan da ayrı mı acep? ). Neyse, amaç bu. İzmir'e geçiş yapayım, hayalini kurduğum hayatın benzerini yaşayabileyim diye öss başvurumu yaptıydım (o da ygs diye bi sik olmuş gerçi. yaşlanıyo muyuz ne), ders kitaplarını da temin ettim. Bugün yarın çalışmaya başlıyciim.

Onu haber edeyim dedim. Öyle işte..
 
twitter da kullanıyorum