Bilinçaltım ekşidi

3 katlı, terası olan, eski bir apartmanda yaşıyorum. Duvarları dökülüyor, sarı bir dış badanası var, dar ve dönerek inen merdivenleri var. Kıyıda köşede kalmış bir mahallede yaşıyorum belli, "Eşkıya"dan fırlamış gibi bi görüntüsü var mahallenin. 2. kattayım sanırım ben, yalnız hangi şehirde olduğuma dair en ufak bir fikrim yok. Tek başıma yaşıyorum.

Şuan İstanbul'da yaşayan liseden bi arkadaşım geliyor. Yiyoruz içiyoruz, geyik meyik. Laptobumu düşürüyor dövüyorum. Sonra birisi sesleniyor, aşağı iniyorum koşa koşa. Mahalleden bi karıymış seslenen. O dönen merdivenlerden iner inmez o karıyı, 5-6 yaşlarında sarışın bir erkek çocuğunu, 3-5 mahalleliyi görüyorum. Bir de köpek var. Kadın bişeyler anlatıyor, bi mahkemeden falan bahsediyor. Sonra diyor ki "şu köpek geçen gün zavallı çocuğa saldırmış". Zavallı çocuk da o 5-6 yaşlarındaki erkek çocuğu. Şöyle bi zoomluyorum çocuğa, çocuğun dudak altı sakalı var. Normal karşılıyorum.

Derken köpek geliyor inceden inceden, ben bi adım yukarı çıkıyorum. Sonra itoğluit kovalamaya başlıyor. Terasa kadar çıkıyorum, kapıyı kapatıyorum. Köpek kapıya çarpıp duruyor. Altıma sıçtım sıçıcam neredeyse. Sonra İzmir'deki exaşkıma sesleniyorum "adsıııııııııııııııııııııızzzz! al lan şu iti!!!" diye. Ne hikmetse iti kucaklayıp götürüyor. Gittiğini görüyorum, koşarak o dönen merdivenlerden 1 kat aşağı inip apartman boşluğuna kafamı uzatarak bağırıyorum "köpeğin birini bulacağına emindim ama gerçek bi köpek olacağını tahmin etmemiştiiiiiğğğğmm ğimmm ğimğimğimmmm...." diye. Arkasına bakıyor "omuz üstü bakış tekniği"yle ve gülümsüyor. Sinirleniyorum, merdivenlerden inmeye başlıyorum.

Apartman kapısını açar açmaz mahkemeye giriyorum. Mahkeme de, mahalle düğünlerinde kullanılan beyaz plastik sandalyelerden oluşuyor. Herkes oturmuş bi ben ve o İstanbul'dan gelen arkadaş kalmış. Yer buluyoruz, bi bakıyorum avukatın yanında bi hatun var. Hatunu gerçek hayatta tanımıyorum, hatta öyle birisi yaşamıyor bile olabilir ama öyle samimiyiz ki, sanki 20 yıldır canciğer kuzu sarmasıymışız gibiyiz. Biraz sıkıntılı o, bulduğum yeri ona veriyorum, gidip avukatın yanına ben oturuyorum (avukat yıllardır dizilerde oynamış bi kadın, adını sanını bilmiyorum, yarım saattir eski dizileri araştırıyorum ama resmini bulamadım. bulabilseydim oha diyecektiniz kesin.). Sonra aramızda şöyle bir diyalog geçiyor;
A: Böyle şeyleri hiç sevmem. Neden müvekkilimi yanımdan kaldırdınız!
B: Sıkılmış görünüyordu.
A: Hmm, sevdim bunu. Arkadaşlar birbirleri için herşeyi yaparlar dimi?
B: Evet hehe.
A: Her dedikleri dinlenmeli, kaale alınmalıdır dimi?
B: Evet öyle.
A: Mesela bir arkadaşınız gelse, colgate dişleri beyazlatır dese, kaale alırsınız dimi?
B: Mmm sanırım..
A: Ama colgate dişleri beyazlatmaz ki?!
B: ...
Normalde 2 ayda ortalama 1-2 kere rüya görürüm. O kadar az rüya görürüm (yada hatırlarım işte). Ama son zamanlarda o kadar sık ve saçma rüyalar görüyorum ki, bunları yazma ihtiyacı hissettim. Birbiriyle alakasız insanlar, olaylar, mekanlar... O kadar saçma şeyler görüyorum ki mesela geçenlerde; babam annemin daha az tv izlemesi için digiturkun en sikik paketini almış, sinema salonlarına falan giremiyor annem, şifreyi söylemiyor babam. Bu yüzden boşanıyorlardı. Ulan bizim digiturkümüz yok ki! Bilinçaltım yarrağı yedi...

Pacman? Mario? Höh?

Rus amcalar çocukluğumuzun 2 kahramanını kapıştırmışlar. Eğlenceli bir animasyon olmuş, tebrik ediyorum burdan rus amcaları; "хорошо для вас"

Resmin elimde... Hem de on bin tane...


İzlediğim en güzel stop-motion. Her karesinden kreytiviti fışkırıyor maşallah.

Senin yüzüne nooolmuş?

Eski tasarımdan gına geldi, hep aynı hep aynı sıktı. Bi de ben orjinalimde büyük yazılı, hayvan gibi tasarımları sevmem. Niye öyle bir tema kullandıysam anlamadım gitti.. Neyse, ben bu durumu sana;
- Yeni yıl, yeni tasarım
- 70. yazım şerefine yep yeni bir tasarım
- Doğum günümün 25. günü namına yaptığım bir değişiklik
- Kendime yeni bir ben lağğzım
..
....
.......
şeklinde çeşitli bahanelerle kaktırabilirdim. Ama yapmıyorum, kıymetimi bil.

Bu değişikliği umursuyormuşsun gibi yaparak, neler yaptığımı anlatıcam. Buradaki temayı sömürdüm/editledim/hacıladım... Temanın orjinal haline bakınca "woooaahhheyyttt!! amma değişmiş" dediğini biliyorum. Görsel boklar olmayınca tasarım tasarım değilmiş gibi geldiği için, bi iki tane resim lazım diye düşündüm. Deviantart'ta alkolle ilgili resimler arattım. AAAAAAA!! bi de ne göreyim?! 3-5 dallama, alkol karşıtı afişler mafişler yapmışlar. "Ben gösteririm lan size" diyerekten, resimleri çaldım, kestim biçtim. Headerdaki "everybody has different emergency exits" yazan resmin orjinali ahanda şudur. Footerdaki "lose your mind. drink animally." yazan görselin orjinali de şudur. Footerdaki dalga çok hoşuma gitti, tişörte falan bastırabilirim her an :)

Sayfanın tepesindeki "tam o sırada x blogunda y yazısı varmış" yazan aparatı kaldırdım. Onun yerine bloglarımın linklerini koydum menüye daha seksi oldu.

Eee sen ne diyosun bu konu hakkında?

Grotesque / Gurotesuku (2009)

Sevgili ziyaretçi, düzenli takipçilerimden birisi olmadığını ve düşük bir ihtimal olsa da googledan geldiğini varsayıyorum. "Bu ihtimal neden düşük?" dersen, "am-sik-meme gibi aramalarla geliyorsun hep bloga. bi kere de düzgün bişey arat" derim. Neyse, okumak üzere olduğun yazı Grotesque filmi hakkında hayvanlar gibi spoiler içermekte. Bunu söyleyeyim dedim, zira düzenli takipçim olsaydın bu yazının spoiler içereceğini bilirdin. Adam ol da, düzenli düzenli takip et lan!

Aslında bu film hakkında tek cümlelik bir yargım var fakat onu söylemiycem sırf ibnelik olsun diye. Gerçi sen de ibnelik olsun diye yazıyı okumayabilirsin ki henüz ona karşı bi hamle geliştiremedim. Teknoloji yetersiz kalıyor işte bazen gördüğün üzere, ibnelik yapmanı engelliyor. Neyse başlıyorum.

Öncelikle bilmen gereken şey filmin bir konusu olmadığı. Porno gibi, konusuz (kaldı ki Pirates gibi bir porno filmden sonra, "porno film = konusuz film" önyargısını kırmak lazım). Çok kastırırsak fetişizm kategorisine sıkıştırabiliriz yani. Çekik gözlü amcalar şöyle bi piyasayı yoklamışlar, ne izleniyor ne izlenmiyor falan bakmışlar, ondan sonra da "olm hostel gibi yapabiliriz. işkence ve meme koyunca izliyo insanlar (düşündüm de, hala fetişzmde ısrar ediyorum). mmm... sonra bak mesela saw var. herifler hababam sınıfı gibi milyon film çektiler, hala deli gibi izleyeni/bekleyeni var. o zaman napıyoruz? formülü çıkartıyorum; "meme + kan + işkence = gişe rekoru. yırttık lan!" demişler ve hemen filmi çekmeye başlamışlar. Hemen dediysem, harbiden hemen. Senaryo yazmamışlar bile.

Oyuncu da aramamışlar. 3 tane oyuncu var; yapımcının bacanağı, baldızı ve baldızın tokmakçısı... Bi casting ajansına gidip 2-3 tane de figüran kiralamışlar 1220 japon yeni yövmiyeyle, çekmişler bitmiş.

İşkenceler, her insanevladının hayatında en azından 1 kere düşünüp de tiksindiği, korktuğu, gecelerce ağladığı türden. Bir tek son işkence aklıma gelmemişti, o da iyice boku çıkartılmış bi işkence. Genel konsepte aykırı. Yani yapacağın işkenceyi seçerken dikkate alman gereken temel kural ölümcül olmamasıdır. Ölmesin ki bissürü işkence yapabilesin. İç organlara saldırmazsın mesela, kafasını kesmezsin, kalbini parmaklamazsın vs.vs. Bu devirde işkence yapacak adam bulmak kolay mı? İdareli kullanırsın...

Efektleri hiç beğenmedim. Uzuv kesme sahnelerinde, deriler paçavra gibiydi. Sanki ipek kumaşa elektrikli testereyle dalmışsın gibi. İçinden et met çıkıyor, deri kalıyor falan. Halbuki ilk başta derinin deforme olması beklenir. Ses efektleri de son derece sikkoydu. Efekt israfı yapmışlar resmen. Yerde 5cc kan var, üzerinde 2 parmak. Herif 0.5 saniyede parmakları topluyor yerden, 5 saniye vıcır vıcır ses geliyor. Japonların kanı kaynıyor heralde (bunu yazdığıma inanamıyorum). Gerçi, çocukluğunda hiç kurban bayramı yaşamamış, kuzu neyin kesimini izlememiş bi japoncağızdan daha fazlası beklenemez. O da haklı kendi çapında. Japonya'da kurban bayramı var da onlar mı kutlamıyor hayret bişey!

Özetle;
- Konusu yok
- Oyuncu kadrosu yok
- Mekan yok.
- Ses efektleri vasatın altında.

Evet, olmayan konuyu açıklamaya geldi sıra. İlk defa buluşan bir çiftimiz var. Eleman hatundan feci hoşlanıyor. Karı da "benim için ölür müsün?" diye soruyor kıkırdayarak. Sonra bu ikisini, psikopat amcanın biri tenhada kıstırıyor. Evine götürüp başlıyor deşmeye. Tüm film boyunca "onun için ölür müsün lan hehe" diyip duruyor elemana. Eleman moron zaten. Daha bi kere öpüşmemişler, hatunun memişlerini mıncırmamış, daha kendisini sevip sevmediğini bilmiyor, paso "evet evet ölürüm ki ne var" diyip duruyor. Ağzını burnunu kırdığımın gerizekalısı... Filmin sonunda psikopat amcanın neden böyle yaramazlıklar yaptığını öğreniyoruz. O sebep de film kadar sikko; "çünkü herif kokuyor :|". Öah! Amcam küçüklüğünden beri kokuyomuş, insanlar bunu sevmemiş, yalnız kalmış bu da, yalnızlıktan manyamış, sosyopat olmuş ve milleti kesip biçmeye başlamış. Bu yani.

Yapımcıyla, psikopat amcanın msn logları;
 
twitter da kullanıyorum