Kulaklık, bütün kötülüklerin anasıdır

Sokağa çıktığım zaman yürürken canım sıkılıyor. O yüzden yıllardır evden dışarı adım attığımda takarım kulaklığımı müzik dinlerim. Yıllardır böyle bu olay ama bi türlü alışamadım, kulaklıklı ve huzurlu olamadım. Mesela kulağımda kulaklıkla kalabalık bi yerde yürürken osurursam feci tedirgin oluyorum. Saatlerce "acaba fıslattım mı yoksa patlattım mı" diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Arkadaki yavruya doğru fıslatsam sorun yok, ama ya patlattıysam? Kulaklık insanın kısmetini kapatıyo valla bak.

Uzun süre boyunca otobüsteki insanların benden nefret ettiğini düşünmeme sebep oldu mesela. Sesle falan alakası yok, kulakiçi kulaklık kullanıyorum 4-5 senedir. Otobüs bi frene basıyo, herkes bana bakıyo tip tip. Ulan niye bakıyolar bi türlü anlam veremiyorum, sarsıldıkça bana bakıyo ibneler. Rahatsız oluyorum doğal olarak, burnumda sümük mü var, çok mu iriyim, götüme sakız mı yapıştı falan diye düşünüyorum yol boyunca. Çok sonraları çözdüm olayı, kulaklığın tekini takmıştım o zaman. Otobüs fren yapınca zönk diye yamuluyorum ya, hah işte o an bağıra bağıra küfrediyomuşum. Otobüste durduk yere bağıra bağıra amınıza koysalar siz de tip tip bakarsınız tabi di mi? Kulaklık insanı sosyal çevreden alıkoyuyo, karizmasını mıncırıyo.

Arkadaşların arasını da açıyo bu meret. Örneğin şehirler arası yolculukta zerre konuşmam ben. Takarım kulaklığımı dönerim götümü dışarıyı seyrederim. Terminalde denk gelip de büyük bi hevesle yanımdaki koltuğa bilet almış, sonra yol boyunca gördüğü tüm direkleri yedi sülaleme monte etmiş arkadaşlarım var benim. Hayır, ben napabilirim onu anlamıyorum. Kulaklığın tekini veremem, kulakiçi kulaklık bu boru değil. Vıcık vıcık yemyeşil bişilerle doluyo sonra içi, tüm vücut sıvıları kulaklarından akıyo sanki. Aynı kulaklığı takınca sevişmiş kadar oluyoruz zaten... Ee 8 saat boyunca sohbet mi edicem? Oha ki ne oha.

Tek güzelliği, sokakta gezerken bulunduğunuz ekşına göre arkaplan müziği çaldığı hissi yaratması. Filmde gibi hissediyo insan kendini. Hızlı adımlarla giderken Prodigy - Invaders Must Die, kafa trilyon eve dönerken Zeki Müren - Şimdi Uzaklardasın falan çalınca gereksiz bi havaya giriyo insan. Sanki Prodigy çalarken üzerimdeki gömlek, siyah pardesüye dönüşmüş, karşıdan rüzgar esiyo, sokak başında külüstür bi amerikan otodan zenciler beni kesiyo falan. Veya Zeki Müren'le eve dönerken, arkamdan siyah ceketli, saçları bol jöleli kemancı ağbiler geliyo falan. Enteresan durumlar bunlar. Gereksiz, ama güzel.

Vel hasıl, kulaklık cins bi dalga. Gavur icadı işte, takmayın, taktırmayın. Taktırmayın ahaha.

çok karışık çooook...

hadi kız orospu, ki bu ibneler bakireydi diyolar, bakire kız nasıl orospu olur ben anlamadım gitti. offf her sey karışık...

İtirafım var Hakim Bey #6

  • Sırf adını köpek koymak için bi köpek alasım var. Daha önce de kedi isimli bi kedim vardı. Şuan ki kedimin adı da Peluş mesela (soldaki hayvan). Böyle bi takıntım var işte.
  • Geçenlerde çiroz bi hatun gelip tehdit etti beni. Saat akşam 10, o karı da üst komşummuş. Hani şu sevişgenler vardı ya, hah onlardan biri işte. "Sinir hastalığım var benim, şuan da çok sinirliyim mesela" dedi, "sinirini alalım anam" diyemedim, kara kuru bişeydi. Zabıtayla, polisle gelmek istemiyormuş eve, yüksek basslı müzikler dinliyormuşum. "Bu saatte polis çağırsan gülerler" dedim, daha çok sinirlendi gibi oldu. Heykelcilik okuyormuş, uykusuz kalınca orasını burasını kesebilirmiş, bunu istermiş miyim falan. Sinirli ayakları işlemeyince duygu sömürüsü yaptı, baktı o da olmadı istatistik bilimine başvurdu. "Biz insanların %90ı gece yatar, gündüz çalışırız" dedi. "Geri kalan %10 da benim gibilerden oluşuyor" dedim. Kızdı. Çıktı gitti sonra, enteresan.
  • Boşa kürek çektiğimi farkettiğim zaman, her türlü şeyde hevesim kaçıyor. İyi bişey mi, kötü bişey mi anlayamadım henüz. Çok kürek çekiyorum be okurcan.
  • Misafir insana şehir nasıl gezdirilir bilmiyorum. Daha doğrusu nerelere götürülmesi gerekilir onu bilmiyorum. Ben dışarıya çıktığı zaman her zamanki 3-4 mekandan birine gidip, sızana kadar içen, sonra bişeyler yiyip eve gelip sızan bi insanım. Nerden bileyim nerelerde neskafe içilir, tavla oynanır, bilmem ne... Menüsünde "Alkollü içecekler" başlığı olmayan bi yere gitmem ki ben. Bayramda annemler gelicek, 2 gece evde rakı sofrası kursak, 2 gece dışarı çıkmak lazım. Nereye götüreyim şimdi ben onları? Rock bara mı götüreyim, gece kulübüne mi? Off off...
  • 2-3 gün önce farkettim ki, ben baya baya İngilizce biliyomuşum lan. Sevindim valla. Altyazısız film izleyecek kadar olmuşum yani. Ama o İngilizlerin kemçük ağızlarını kırmak istiyorum. Adam gibi İngilizce konuşun lan!

Üşenmeye üşeniyo yemin ederim!

Salıdan beri İzmir'den gelen arkadaşımla kalıyoruz. Alkol malkol işte paso. Ha bi de geyik var başka bişey yok. Demin laflarken şöyle bi geyik döndü, dakka kaybetmedim geldim yazdım.

Ben: Olm senin kadar üşengecini görmedim lan. Ciddiyim, benden çok üşengeçsin.
Arkadaş: Harbi lan... Şu sigarayı uzatsana.
Ben: Ya bisiktirgit kendin al.
Arkadaş: Hadi bolm, kaldırma beni şimdi (kalkmaktan kastı da, uzandığı yerde sol lopun üstünde 3-5 derece dönecek)
B: Olm var ya, ölmeye bile üşeniceksin sen, aha buraya yazıyorum.
A: Yok artık.
B: Ne yok artık? Azrail kucaklamadığı sürece gitmessin sen. Öbür tarafa yürümezsin amk.
A: Azrailin karı getirmesi lazım yanında, anca o zaman giderim.
B: Karının senden hızlı koşması lazım olm. Yoksa yarı yolda yakalar geri dönersin sen, biliyorum.
A: Muhah, doğru lan.

Öyle işte. Akşam 11de siktirip gidicek İzmir'e. O zaman daha çok yazarım, yazamıyorum bunun yüzünden (:

Kategorize Ceykıl


Sürekli bişeyler geliyor aklıma, sürekli yeni blog açasım var. Hali hazırda zaten az blogum yok, o yüzden çekiniyorum da. Şu malak gibi yattığım süre boyunca bi ton blog kapattım kendime. Allah belamı mı versin ille?

Ceykıl'ı yaratma amacım anonim takılabilmekti, beceremedim tabi. Maşallah çevremdeki herkes biliyor Ceykıl olduğumu. Ceykıl'ı öldüreyim, yeni bi karaktere bürüneyim dedim olmadı, vazgeçtim. Ceykıl oldu yani, tanıyanı edeni çoğaldı. Onu öldürüp yeni bi karaktere bürünsem, 3 gün sonra dayanamayıp "Hedehödö aslında Ceykıl" diye yazıcam buraya. Öte yandan Ceykıl dursun, yanına bi de Osman gelsin dedim o da olmadı. Zaten bölünmeye meyilli olan kişiliğimi iyice çoğaltıcam o zaman da. Hatta "Osman da Ceykıl" diyeceğimi de biliyorum bi süre sonra. E şimdi napiyim ben o zaman?

Her boku yazamıyorum buraya, karman çorman bişey oluyo ondan sonra. Zaten genelden ziyade kişisel blog oldu burası. Mesela Sefa Pezevengi'ne yazdıklarımı buraya yazamam, o daha bi tespitmiş bilmemneymiş şeklinde gidiyor. Geyik Dalında Güzel'in içeriğini de çekemem buraya. Tüm kişisel boklarımı da yazamam. E başka yere yazarsam kimse okuyamıycak, o da var :s

Bakıyorum şöyle, millet aylardır yıllardır istikrarlı bi şekilde belli konularda yazmış durmuş. Aferin diyorum, ama ben yapamıyorum ki onu :/ E şimdi meme resmi koyasım geldi mesela, napcam? Buraya koyamam onu, olmaz burda. Burda memenin ne işi var dimi?

Şöyle tek cümlelik postlar da girmek istiyorum arasıra, ama girmiyorum. Sırf onun için de ayrı bi blog mu açayım şimdi? Yok artık. Hayır niye girmiyorum onu da bilmiyorum. Sanki pentagonun sitesi amınakoduğumun blogu. Niye böyle gereksiz triplere giriyosam!

Sikiyim böyle hastalığı ya. 1 haftadır yatıyorum beynim sulandı. Şu düşündüklerime bak...
 
twitter da kullanıyorum