1 mb eşittir 1024 kb diye gidiyor...

Herşey Gmail'in bir maile en fazla 25mb dosya eklemeye izin verdiğini öğrenmemle başladı. Olaylar o kadar hızlı gelişti ki, engelleme girişiminde dahi bulunamadım. Bi arkadaşa 36mblık bir dosya yollamam icap etmişti ve limit 25mb idi. Aklı selim her insan gibi ben de winrar ile 2-3 parta böleyim, parça parça yollarım diye düşündüm.

Winrarın da şöyle bir mallığı var, kaça bölelim demiyor da kaçar kaçar bölelim diyor. 10000 yazıverdim ortalama 10mb olsun partlar diye. 15 saniye sonra masaüstünde 38 tane part oluştu, bilgisayar kasım kasım kasmaya başladı. Jeton o zaman düştü, 36mblık dosyayı 10ar kb parçalara bölmüşüm :| Vay amınakoyim nasıl yaptım böyle bir mallığı...

Explorer kendinden geçti, paso hata veriyor. MSDos'tan manuel olarak sileyim bikaç partı dedim. Evet, teker teker komut vererek 500 küsur part sildim. Totalde 3900 küsur part oluşmuş. Saat gecenin 3ü, 1 şişe şarap içmişim, 2. bira bitmek üzere, ben mal mal dosya siliyorum 3900dan geriye doğru... Sonrasında tekrar vindovzu açıp bi haltlar yiyerek hepsini sildim, fakat explorer bi kere yemiş yarrağı, düzelir mi? Mecburen format attım. Anca bitti işim gücüm...

Eyy Microsoft çalışanları! Ulan o kadar adamsınız, lüksün lüksü hayat sürüyosunuz, millet eski banknotları bankaya götürüp değiştirtirken siz şömineye atıyosunuz, ama 3-5 ekstra dosya görünce apışmayan explorer.exe yapamıyorsunuz. Sokayım sizin diplomanıza, kariyerinize, iş ahlakınıza...

Döverim ulen!

"Hiç bişey yazamıyorum anasını satiyim" diyerekten hayıflandığım şu günlerde, bişey olsa da yazsam diye gözlerimi açmış, etrafı dikizlerken sonunda yazacak birşey geçti elime. Malumunuz, ben içen bir insanım (evet, insanım). İzmir'e gelmiş olmanın verdiği bir "hesap babamdan nasıl olsa" düşüncesiyle her gece içer oldum. Dün gece de yine, oturmuşuz 4 kişi masaya, bir de aile dostumuz Ali dede geldi, demleniyoruz. Hadi dedik, kalkalım türkü bara gidelim. Ayıdan bozma kardeşim, ambudalası Emre'yi de aradım "10 dk sonra alıyoruz lan seni, çık kapıya" dedim. Atladık arabaya, aldık ambudalasını da. Yollandık türkü bara.

Mekanda çalan kişiler, babamların bir sene boyunca her haftasonu gidip dinledikleri kişiler. Dolayısıyla bi samimiyet, muhabbet var arada. Şarkılar türküler, alkol falan... Keyifler gıcır. İstek yapıyoruz, çalıyorlar, söylüyoruz falan, muhteşem yani. Kalabalık olduğumuzdan dolayı, ben bu ambudalasını önden götüreyim bırakayım eve, sonra döner bizimkileri alırım diye düşündüm. Saat 1e çeyrek kala çıktık biz, çorbacıya doğru yollandık. Sonra bıraktım Emre'yi eve. Yolun yarısındayken telefon çaldı "acele et ortalık karıştı" dedi kardeşim. Acele tarafından gittim, baktım ortalık sakin.

Oturdum, durum raporunu alıyorum kardeşimden. Arka tarafta masada oturan 3 eleman, oyun havası istemiş. Müzisyenler saat 1 de bırakıyorlar çalmayı, sonra mekan kapanıyor zaten. Bağlama çalan eleman da demiş ki "oyun havası çalamam, 2 tane slow parça çalıp kalkıcaz zaten.", oyun havası çalarlarsa arkasının geleceğini, kalkamayacaklarını biliyor o da. İstekte bulunan dallamalar artistlenmiş sonra, bağırıp çağırmışlar. Ali dede (ki kendisi 64 yaşında) kalkmış masalarına gitmiş, konuşmuş "gençler bi dahaki sefere, aile var, bağırmayın" formatında. Anlaşmışlar, ben geldiğimde dingindi zaten ortalık.

Tam kalkıcaz, bu heriflerin masasının önünden geçmek durumundayız, ne oldu görmedim, birden bir kargaşa oldu. Herkes birbirine girdi. İlk geldiğimizde bizim haricimizde 2 masa daha vardı, birinde tanıdıklar, diğerinde de bir grup genç oturuyordu. Hep beraber eğleniyoruz falan, şimdi kavga çıkınca bu dallamalar 3 kişi kaldılar, biz 3 masayız. Babam önde, ben kardeşim ve annemle aradayım, arkadan da gençler yardırıyorlar. Annemi sakin bir köşeye götürdüm, bir baktım kardeşim bağırıyor "bırakın lan babamı orospu evlatları" diye (sesini de kalınlaştırmış göt :D). Kan beynime sıçradı tabi, koştum yardırdım, çektim babamı. Babama kitleyen eleman küfrediyor "sikerim lan seni" diye babama. Ohohohoooyt iyice dellendim ben, "yavaş sik götveren" diyerekten göğsüne koyduğum 47 numara ayağımla haşince fırlattım kendisini. Bundan sonraki görevim aile güvenliğini sağlamak oldu.

Babamı annemin yanına yerleştirdikten sonra, sıra geldi elinde şişeyle dolaşan Ali dedeyi kontrol altına almaya. Kafası taşak gibi, haklı olarak da sinirli, iyice delirdi. Bi şişeyi alıyoruz elinden, kenara koyarken, o başka bi tane bulup alıyor eline. Onu ayırıyorum kenara, bu sefer götverenin teki geliyor saldırıyor, onu tokatlıyorum, bu sefer Ali dede dalıyor... En son Ali dede koştu mutfağa, kol gibi bi bıçak kaptı yardırıyor. Dur mur diyorum dinlemiyor. "Dikkat et bana saplama o bıçağı" dedim, kucakladım, mutfağın karşısındaki küçük odaya bırakıp kitledim kapıyı. O içerde ayrı deliriyor, diğer götoşlar dışarda ayrı deliriyor. En son polis geldi, ibnetorlar kaçmış o arada. Ali dede sakinleşti, "şikayetçiyim" dedi. Mekandan dışarı çıktık kardeşim, ben ve Ali dede (karakola gidicez). Kapıda, o ibnetorların bir arkadaşı vardı, hep ayırmaya çalışıyordu falan. Anlaştılar polisin önünde neyse, şikayetten vazgeçti Ali dede.

Ali dedeyi içeri soktuk, polis gidince götverenler sokaktan baş gösterdi koşa koşa geliyorlar. Haydaaa, bi daha... Mekanın kapısını kitledik. Kardeşim, ben, bizim gençlerden ikisi, yan masadan İlkay abi dışardayız, elemanları postalıycaz. Derken, esas kavgayı çıkartan piç, gençlerden bir tanesine bir yumuldu, ayırmaya çalışıyoruz, ayrılmıyorlar. Gencin burnu kırıldı. O noktadan sonra sinirler iyice gerildi, zaten 3 kişilerdi, dövüverdik caddenin ortasında. Seküriti Ceykıl, güvenliği sağladıktan sonra oldu Şöför Ceykıl. Ali dedeyi evine bıraktık, sonra geldik eve.

Gecenin sonunda bir durum değerlendirmesi yaptık annemlerle;
  • Babamın gözlüğü kaybolmuş.
  • Gençlerden birinin burnu kırıldı.
  • Sarhoş insanları dövmek çok eğlenceli ve kolaymış onu öğrendim.
  • O kargaşa da hesap kaynamıştır diye seviniyordum ki, polisi aramayı bile akıl edemeyen mekan sahibi, hesabı ortam gerilir gerilmez almış bile.
  • Ambudalasını evine bıraktığım için sevinçliydim. Eğer bırakmasaydık, kesin kan çıkartırdı o. Olay daha da büyürdü. Pek uzlaşmacı bir tip değildir de :)
  • Gencinden değil, görmüş geçirmişinden korkacaksın onu öğrendim. 64lük Ali dede, tozunu attırdı ortalığın.
  • Kavga isteyen adama bahane çok, sikko sebeplerden giriyorlar birbirlerine.
  • Tanımadığın adama sataş da, tanıdığına sataşırsan, işsiz kalabilirsin. Pazartesi olayı farklı platformlarda, totoşların zararına sonlandıracakmış babam.
Öyle işte, bol aksiyonlu bir gece geçirdik. Hiç bar kavgasına katılmamıştım, değişiklik oldu benim için de.

kulakpası #3

Badem - Bir an için
Şarkı hoş, 3. kadehi devirirken inceden inceden işliyor. Tam tribe girmelik işte... Tripten çıkmak için de "biran için" diyerek iğrençleşiyorum. İşe yarıyor.

lanlanlan?!

deli gibi yazasım var ama bi türlü toparlayamıyorum kafamı. bir ordan giriyorum bir ordan giriyorum, sonra siliyorum alayını. sinirim bozuldu anasını satiyim.
yazmak isteyip de yazamamak ne kadar sinir bozucu biliyo musun? muhtemelen biliyosundur, sen de bloggersın zira. haftalardır bi hikaye denemesi yazayım diyorum, ya konu buluyorum işleyemiyorum, ya da yazdıktan sonra "hasiktir, bilmemkiminfilmi'nin aynısı olmuş lan bu :|" diyip siliyorum.
niye yazamıyorum lan? niye?!

döneyazdım

uzun süredir birşeyler yazamıyordum. eskişehirdeyken keyfim olmadı, izmire gelince internet bulamadım falan filan. bi ton tantana. bugün internet problemini aştık. az kaldı, döncem. bissürü şeyler yazcam (yani öyle şeyediyorum). beklemede kalın.

ha bu arada, bu verimsiz zamanımda beni yalnız bırakmayan takipçilerime hürmetlerimi sunarken, bi üye olup bi çıkan sürekli 60-61 arası sayıyı oynatan kişilere kin güdüyorum. haberiniz ola.
 
twitter da kullanıyorum