Kendimi dikizledim

Bu sefer kendimi dikizledim, "neyim lan ben?" dedim. İnceledim, gözlem yaptım. Cevaplar buldum gibi oldu. Cevap olmasalar bile bişeyler çıktı işte ortaya. Sonuçtur heralde onlar da?

İstanbul doğumlu olmama rağmen 2 kere gittim İstanbul'a. Biri lisede okul gezisiydi, diğeri de İstanbul bile değildi. Tuzla'ydı.

Stewie Griffin'i çok severim. Onun gibi bi çocuğum olsun, birlikte seksi partiler verelim isterim hep. Kapı önü teyzelerine 'Burn in hell!' derdik beraber.

Hiç bir şarkıcının tüm şarkılarını bilmem. Hatta, en sevdiğim şarkılarının hangi albüme ait olduğunu bile bilmem. Gereksiz bi ayrıntı gibi gelir hep. Ona rağmen çok severim müzik dinlemeyi. Lise 2 ve 3'de kulaklıkla mutualist bi ilişkimiz olmuştu. Ben onu sıcak tutuyordum, o da tıpkı filmlerdeki gibi background müziği veriyordu.

Küfürlü konuşmayı severim, küfürlü konuşanları da kendime yakın hissederim. Kemik ve lombak okuyarak büyüdüm ben. Heryerde küfretmem tabi. Mesela yöneticisi olduğum forumda, argo bile kullanmıyorum. Bok dahi demedim lan, o derece.

Tam bi couch potatoyumdur. Kanepemden kalkmam, birlikte yaşarız. Hatta bi ara yatağa bile gitmiyordum, abarttığımı düşündüm, yatağımda uyumaya karar verdim. Öyle 'hacı böyle bi yarım saat kendimi sokaklara vurmazsam ölecekmişim gibi geliyo' tipinde bi insan değilim. 8-10 paket sigara, ekmek, yumurta falan alıp 1 hafta evden çıkmadığım olmuştur. Özellikle haftasonları cok sık yaparım bunu.

Alkolü severim. Seven bir aileden geliyorum, ben de seviyorum o yüzden. En çok viskiye bayılırım, ondan sonra bira gelir. Öğrencilik dolayısıyla viski içtiğim zamanlar sayılıdır. Belki de az içtiğim için seviyorumdur, olabilir. Vodka başımı ağrıtıyor ama onu biliyorum.

Küçükken veteriner olmak istiyordum. 6-7 yaşından beri ailevi olayların hepsini anlattıkları için, insan ilişkilerinin zor olduğunu biliyordum. Ergenlikte sevmeye başladım insanları, fakat son 1 sene içerisinde anti-sosyal bi insan oldum. Gurur duymuyorum, ama gocunmuyorum da. Salak geliyorlar ya da ben salağım. Bilmiyorum, uyum sağlayana kadar böyle gider heralde. Olacağına varır diyip yaşıyorum öyle.

Veteriner olmadım tabi ki. Bi bok olmadım aslında daha. Anadolu Üniversitesi'nde istatistik okuyorum, onu da okumuyorum gerçi. Hazırlığı yeni bitirdim. İstatistik sikimde değil, web programcısıyım ben. Coderım, PHP coderım hatta. Bi' gün zengin olucam biliyorum. 40 yaşındayken emekli olup Bodrum'a yerleşicem. Annem babam Bodrumlu bu arada, teknik açıdan ben de öyleyim. Öğlen uyanıp, yatımla açılıcam denize, bütün gün içip içip yüzücem. Evet yat da alıcam. Yatım da olacak katım da.

Sanattan anlamam. Daha doğrusu o şekilde bir bilgi birikimim yok. Bana hitap edeni severim, etkiliyorsa ne ala. Herkes seviyo diye bişeyi sevmem, ben seviyorum diye herkes sevmiyo zaten.

Hatun kişilerle hep samimi dost oldum. İlişki yürütmeyi beceremedim. Duyguya düşünce karıştırınca olmuyor onu anladım, ama hep 'ulan daha yaşım kaç başım kaç? bu son olmayacak ki' diye düşünüp son kullanma tarihi belirlemekten kendimi alamadım. Olmadı dolayısıyla. Oldu gibi geleni de olmadı. O yüzden 30lu yaşlardaki 'love sucks!' triplerinde takılan, inceden orta yaş bunalımındaki kadın ve erkek insanlarının bloglarını okuyup bişeyler öğrenmeye çalışırım. Öyle yeni yetme gelin gibi herkesi 'başka' sanmayayım diye.

Sorumluluk almanın köpek beslemek, kedinin kakasını temizlemek olduğunu sandığım zamanları çok özlerim. Fatura, yemek falan zor işler. Buna rağmen tek başıma yaşıyorum ve seviyorum yalnız yaşamayı. Herşeyin benim elimde olması ne kadar kötüyse o kadar güzel çünkü.

7 yaşımdan beri süt içmem. Peynir de yemem. Sadece erimiş kaşar ve Bodrum çökeleği yiyebiliyorum. Bi tercih değil, vücudum kabul etmiyor (anladın sen onu). 40 yaşında kemiklerim eriyecek, menepoz teyzeler gibi kase kase yoğurt yemek zorunda kalıcam lanet olsun. Olsun belki zenginlerin kemikleri erimiyordur. Öğrenicez.

"Aşk mı kariyer mi?" sorusuna "aşk" diye cevap veririm. Beynim benim nasıl olsa, elbet bi gün kariyer yaparım. "Aşk beklemez" deyip koşar giderim. Onun mal mal beklediğini görünce sinirlenir, geldiğim yöne koşarım.

Kimse mimlemez beni. Ben de kimseyi mimlemem ödeşiriz. Evet, intikam almayı severim. Unutmam, unutmuş gibi de yapmam. Hep başına kakarım, laf sokarım. Artizimdir, ama olmayan şeye güvenemem. Var ki konuşuyorum. Bi tek bizim avukatcana laf sokamıyorum. 3-4 yıllık avukat tabi boru değil. Onu gördükçe sayısal öğrencisi olmama rağmen "hukuk mu okusaydım lan?" derim. İzmir'e her gittiğimde görüşürüz, hacize gittiği fukaraları anlatır bana. İyi birisi aslında, her görüştüğümüzde ince ince hukuki haklarımı öğrenirim. Cinayet işlersem nasıl yırtarım, ilerde boşanırsam nasıl mal kaçırırım gibi soruların cevabını çoktan öğrendim. Bi hayatın anlamını anlatmadı, onun da hukukla değil felsefeyle alakası var sanırım. Onu da anlatır bi gün, biliyorum.

MSN'de onu bunu öpeceğim zaman (K) yaparım. O çıkan hatun kişi dudağına tav olurum. Ben yolladığım zaman tabi. Erkeksi öpücük smileyim olmadığı için sineye çekerim, bb der geçerim.

Film izlemeyi çok severim. Sadece sigara paramı düşündüğüm zamanlar bol bol sinemaya giderdim, artık o bana geliyo. Sinemada izlemeyi pek sevmiyorum artık zaten, izlemeyi beceremeyenlerden sıkıldım. Paraya yazık oluyor. Her erkeğin hayali bi plazma + home theatre alıp kendimi aylarca eve kapatıcam zengin olunca.

Öyle işte... Hayatımda yazdığım en detaylı 'hakkında' sayfası oldu lan bu. Yehh!..

8 homurtu:

battalboy dedi ki...

haha on numara yazı olmuş abi çok iyi anlatmışın lan harbi burda anlatılan he kaka:D var sende
inş istediklerin düşünceden gerçeğe geçer kardeşim;)

Son Kafa Bükücü dedi ki...

Avatarın bi' insanı sevmesi için gereken bütün özellikler ..

Doktor Ceykıl dedi ki...

ben de seni seviyorum lan :) valla bak :)

Adsız dedi ki...

anlatım tarzınıza bayıldım..çok güzel bir ''hakkında'' yazısı olmuş...

Doktor Ceykıl dedi ki...

beğendiğinize sevindim, teşekkürler.

Adsız dedi ki...

ya kıskanıyorum işte ben böyle sizin gibi yazanları..
tarif edemiycem benim gibi derken nasıl yani diye sorsanız çünkü tarif etsem belki denerim ben de sizinkilere yakın bi şeyler yumurtlayabilirim fakat edemiyorum..sahi siz nasıl böyle yazıyorsunuz?

Adsız dedi ki...

En başta kasıyorsun, sonra tam böyle yazıcakken akışına bırakıyorsun..Gerçi bir yerde karakter meselesi, felsefe meselesi.

Adsız dedi ki...

Çok sağlam yazmışsın kardeşim.Beğendim yazını.

Yorum Gönder

 
twitter da kullanıyorum